Edirne Milli Eğitim Müdürü ve Türk Ocağı Başkanı İsmail Habib Sevük’ün öncülüğünde şehrin Lüleburgazlı Şevket Bey, Edirneli Ekrem Bey, Tevfik Bey ve Burhanettin Bey’in desteğiyle 30,5.1924 te ilk defa Kırkpınar Güreşleri düzenlendi. [1]

                1926 Kırkpınar Güreşleri Çocuk Esirgeme Kurumu (Himaye-i Eftal) Yararına Kırkpınar Panayırında düzenlendi ve bundan sonra bu şekilde devam etti.[2]

                1939 Kırkpınar Güreşleri’nde Beden Terbiyesi Umum Müdürlüğü Sarayiçi’ndeki seyirci sayısını arttırmak için başka yerlerde güreş organizasyonu yapılması yasakladı. [3] İlk defa Kurtdereli Mehmet Pehlivan’ın Kemeri Tekirdağlı Hüseyin Alkaya Pehlivan’a takıldı.[4]

                1940 Kırkpınar Güreşleri öncesinde Sarayiçi’ne 500 kişilik bir seyirci tribünü yapıldı ve basın mensupları için özel bir yer ayrıldı.[5]

                1941 Kırkpınar Güreşleri’nde Başpehlivanlık dereceye giren ve 1. Ve 2. olan pehlivanlara para ödüllerinin yanında CHP tarafından gönderilen gümüş saatlerde verildi.[6]

                1942 Kırkpınar Güreşleri öncesinde Atatürk Anıtında saygı duruşu, İstiklal Marşı’mızın okunması ve çelenk koyma töreninden sonra Adalı Halil Pehlivan’ın Kasımpaşa Cami Avlusundaki mezarı ziyaret edildi, dualar okundu.   Boylarında dereceye giren pehlivanlara Çocuk Esirgeme Kurumu tarafından para ödülü verilirken CHP tarafından saat, Federasyon Başkanı tarafından kupa verileceği duyuruldu.

                1944 Kırkpınar Güreşleri öncesinde yapılan törenlerde Atatürk’ün Kurtdereli Mehmet Pehlivan’a yazdığı mektup okundu.[7]  

            Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın Kurtdereli’ye yazdığı mektubun tam metni şöyle:

 

            KURTDERELİ MEHMET PEHLİVAN

            Ankara-15.11.1931

 

“Seni cihanda büyük ün salmış bir Türk Pehlivanı olarak tanıdım. Parlak başarının (muvaffakiyetinin) sırrını şu sözlerle açıkladığını da (izah ettiğini de) öğrendim.

“Ben her güreşte arkamda Türk Milletinin bulunduğunu ve milletimin şerefini düşünürüm.”

Bu dediğini, en az yaptıkların kadar beğendim Onun için senin bu değerli sözün Türk sporcularına bir meslek düsturu olarak kaydediyorum.”

Bununla, senden ve senin sözlerinden ne kadar memnun olduğumu anlarsın.

Çoluk çocuğun için sana ufak bir armağan gönderiyorum. O, bu mektubumla beraberdir.

Pehlivan, ömrünün tam sağlıklı uzun sürmesini dilerim.”

Gazi Mustafa Kemal[8]

Atatürk’ün mektubunda eklediği armağan şuydu:

 

“İş Bankası Umum Müdürlüğü’ne,

 

Kurtdereli Mehmet Pehlivan’a 1.000TL.veriniz. Bu para Birinci kanun aylığımdan faiziyle kesilecektir.[9]                                                                                   

Atatürk’ün Kurtdereli Mehmet Pehlivan’a yazdığı mektupta belirtilen armağan İş Bankası’na yazılmış bir mektuptu ve içinde şunlar yazıyordu. “Kurtdereli’ye 1000 Lira veriniz. Bu para Birinci Kanun aylığımdan faiziyle kesilecektir efendim.”

Gazi Mustafa Kemal[10]

 

Kurtdereli Atatürk’ün kendisine gönderdiği çekin (Kâğıt) karşılığını almak için ilgili bankaya gider, çeki ilgili memura verir, memur gerekli işlemleri yaptıktan parayı Kurtdereli’ye verir. Kurtdereli gişenin önünden ayrılmaz. Memur,

-“Yapılacak başka işinin olup olmadığını sorar. Kurtdereli,

-“Yok” der. Memur,

-“Öyle ise gidebileceğini” söyleyince, Kurtdereli,

-“Bu böyle olmaz, şu verdiğim kâğıdı bana verin” der. Memur,

-“Olmaz, onu aldık size üzerinde yazan parayı verdik. O kâğıt burada kalacak” der.

Kurtdereli,

-“Ben üzerinde Atatürk’ün resminin ve imzasının olduğu kâğıdı (çeki)  burada bırakmam, verdiğiniz paraları alın, o kâğıdı bana verin” der. Çeki alıp gider.

 

Çünkü Gazi de:

 

-”En büyük iftihar kaynağım Türk olmamdır.” “Yüksel Türk senin için yükselmenin hududu yoktur.” 

-“…Biz doğrudan doğruya milliyetperveriz ve Türk milliyetçisiyiz. Cumhuriyetimizin (dayanağı) mesnedi Türk camiasıdır.(Toplumudur) Bu camianın efradı (fertleri) ne kadar Türk harsiyle meşbu (kültürüyle doymuş) olursa o camiaya istinat eden (dayanan) cumhuriyette o kadar kuvvetli olur.” der.[11]

Atatürk, birçok yakın arkadaşı ve tanıdıklarına olduğu gibi Soyadı Kanunu yürürlüğe girdikten sonra Kurtdereli Mehmet Pehlivana da “Baykurt” soyadını verir.

Pehlivan, Ankara dönüşü Atatürk’ün verdiği 1.000 TL den başka Çocuk Esirgeme Kurumu’nun topladığı 350 TL kadar parayla köydeki değirmenini tamir edip bir çift öküz almış.[12] 

1945 Kırkpınar Güreşleri’nde 81 yaşındaki Kırkpınar Ağası Bektaş Ağa’nın isteğiyle seyirciden ücret alınmadı. [13]

1946 Kırkpınar Güreşleri öncesinde Spor Yazarı Şefik Atabeyoğlu Kırkpınar Güreşleri ile ilgili bir konuşma yaptı.

Hakem heyetinde yer alan Manisalı Rıfat Güreşen ile Bandırmalı Kara Ali Acar seyircilerin isteği üzerine gösteri güreşi yaptılar. Seyirciler Sarayiçi’ni yıkarcasına iki pehlivanı da alkışladılar.

Hakem heyeti bu yılki güreşlerde geleneklere aykırı olarak pehlivanların kura ile belirleneceğini ilan etti.

Bu güreşlerde yine galibiyet sırasına göre yapılan eşleşme yerine yeniden eşleşme yapılınca bazı pehlivanlar çayırı terk ettiler. [14]

1949 Kırkpınar Güreşleri’ne bir yıl önce Londra Olimpiyatları’nda büyük başarı gösteren Güreş Milli Takımımız geldi ve seyirciden büyük alkış aldı.

Güreşler için seyirci bileti 50 kuruş olarak belirlenirken DDY Kırkpınar Haftası boyunca İstanbul-Edirne Hattı’nda tren biletlerinde % 50 indirim yaptı.[15]

1950 Kırkpınar Güreşleri’nde Başaltı Boyunda Adapazarlı İrfan Atan rakibi İstanbullu İbrahim’i 1 dakika gibi rekor bir zamanda yenerek turu geçti ve seyirciden büyük alkış aldı. [16] 

1952 Kırkpınar Güreşleri’ne Adalı Halil’in 80 yaşındaki eşi Hediye Nine torunları ile beraber katıldı. [17]

1954 Kırkpınar Güreşleri’nde Samsunlu İbrahim Karabacak İhsan Yıldırım’ı BEŞ ADIM TAŞIYARAK –ÜÇ ADIM KURALI İLE- YENDİ. Finalde de karşılaştığı 40 yaşındaki Sındırgılı Şerif’in “Ben bu çayırda iki defa başpehlivan oldum. Şu yumruk kadar delikanlı hepimizi doyuran güreşler yaptı. Şimdide takatsiz düştü” diyerek onun başpehlivan ilan edilmesini istedi ve ben ikinciliğe razıyım” dedi.[18]

İbrahim Karabacak bu sırada İstanbul’da askerdir. İzin almadan Kırkpınar Güreşlerine katılır. Bütün rakiplerini yendikten sonra finalde Sındırgılı 1946, 1949 Kırkpınar Başpehlivanı ile güreşir. Güreş hayli uzar. Şerif Pehlivan, İbrahim Karabacak’ın elini kaldırır, elini öptürür, o da İbrahim Karabacak’ın alnından öper ve “Bu delikanlı bana bu kadar dayandıysa bu yılın başpehlivanlığını o hak etti” der. Bu konuşma Türkiye Radyolarından canlı yayınlanır. İbrahim Karabacak’ın komutanı, “Bu bizim İbrahim mi” der. Yanındakiler, “Evet” derler.

Komutanı, Edirne’den İstanbul’daki birliğine dönünce, ona:

-“Niçin böyle yaptığını” sorar. O da,

Komutanım izin vermezsiniz diye, böyle yaptım” der. Komutanı,

-“İbrahim sen izini hak ettin. Sana 90 gün izin veriyorum” der. İbrahim Karabacak’ın ailesi,

İbrahim bizim Samsun’da 88 gün kaldı ama 8 gün eve uğramadı” der.[19]     

1959 Kırkpınar Güreşleri’nde Güreş Federasyonu Başkanı Vehbi Emre’nin görevlendirdiği üç kişilik heyet Kırkpınar Güreşleri için ilk defa bir “Nizamname hazırladı.  Edirne Belediyesi bu yıldan itibaren üst üste üç yıl başpehlivan olacak güreşçiye verilmek üzere 7500 TL değerinde bir altın kemer yaptırmaya karar verdi.[20]

1962 Kırkpınar Güreşleri’nin ilk turunda İzmirli Kara Ali ile karşılaşan Ordulu Mustafa,

-“Ben bez istedim, rakibim ve hakem pes ettiğimi ileri sürerek benim yenik sayılmama yol açtılar” diyerek, hakem Topçu’yu darp etti. 

Sındırgılı Mehmet Ali Yağcı ilk turda İhsan Yıldırım’ı yendi Finalde İzmirli Kara Ali Çelik ile karşılaştı. Hakem heyetini kısa sürmesini istediği güreş 111. Dakikasında durduruldu ve iki pehlivan da ananelere uygun olmayacak bir ağırlık içinde başpehlivan olma yolunu tuttular. Bu durumda, kişinden birisini başpehlivan ilan etme şansımız yoktur. Bu sebeple başpehlivanlığa layık pehlivan yoktur” diyerek güreşi durdurdular.  Bu durumda Kırkpınar, tarihinde ilk defa başpehlivansız sona erdi. [21] 

1966 Kırkpınar Güreşleri’nde Antalyalı pehlivanlardan Hüseyin Yiğit 1. Antalya Serik Yanköylü 26 yaşındaki Ayhan İnce 3. Oldu.[22]

1966, 1967 ve 1968 Kırkpınar Başpehlivanı olan Ordulu Mustafa Bük altın kemerin ebedi sahibi oldu.

1969 Kırkpınar Güreşleri’nde Ayhan İnce İzmirli Kara Ali ile yaptığı 2,5 saatlik karşılaşmada yenilmesine rağmen seyirciler alkışları arasında yıkanmak için çayırdan ayrılırken karşısına çıkan yaşlı bir kişinin tabanca ile 6 el ateş etmesi sonucu öldü. Bu olaydan sonra birçok kişi oğlan çocuğuna Ayhan adını verdi.[23]

1966, 1967 ve 1968 Kırkpınar Başpehlivanı olup altın kemerin ebedi sahibi olan Ordulu Mustafa Bük finalde karşılaştığı Babaeskili Nazmi Uzun’u yenemeyip, elini kaldırdı ve Nazmi Uzun başpehlivan oldu.

1971 Kırkpınar Güreşleri’nde Başpehlivanlık Boyunda Hakem heyeti başpehlivanları ilk defa A ve B Grubu olarak ayırmaya karar verdi. İlk turda Ramazan Düzgün’e pes ettirdi. İkinci turda Göçmen Recep’i yendi. Yarı finalde Kara Ali Çelik ile yenişemedi, 15 dakikalık sürede de yenişme olmayınca çekilen kurayı kazandı, Kara Ali itiraz etmezken, Ordulu Davut Yılmaz’a kurada kaybeden Nazmi Uzun çayırdan ağlayarak ayrıldı. Finalde ilk defa güreş yapacak olan pehlivanlar cazgırın salavatlamasından sonra peşreve başladılar.  Bu arada Kırkpınar Ağası Doğan Görkey,

Ben hakem heyetinin bu kararını protesto ediyor ve ağalık yetkilerimi kullanarak bu dört pehlivanın güreşmesini istiyorum, kura ile elenen pehlivanları da çayıra davet ediyorum” dedi. Onun bu konuşması Trakyalı seyirciler tarafından coşkuyla alkışlandı. Final güreşini kenardan seyreden Kara Ali Çelik ile Nazmi Uzun çayıra çıktılar. Bu arada Aydın Demir de çayıra gelerek,

Ben de Kara Ali Çelik’e kurada kaybettim, benim de güreşmem gerekir” dedi ama onun bu itirazı kabul edilmedi. Bu defa Karamürselli seyirciler hakem heyetini protesto ettiler. Babaeskili seyirciler de ağayı ve Nazmi Uzun’u uzun süre alkışladılar.

Hakem heyeti ağa ile görüşerek dört pehlivanın yeniden eşleşmesine kara verdi. Ağa,

-“Ben bu işe karışmam ben sadece kura ile elenmeye karşı çıktım. Bu dört pehlivanı çayıra davet ediyorum” dedi. Ancak bu dört pehlivan çayırdan ayrılmış ve geri dönmemişlerdi.

Gençlik ve Spor Bakanı Sezai Ergun,

-“Pehlivanların çayırdan kaçması diye bir şey söz konusu olamaz, sadece soyunma odasına gittiler ve verilen sürede çayıra dönmelidirler, Kırkpınar’ı pehlivansız bırakmayalım, güreşlere yarın devam edelim” dedi. Bu kabul edilince güreşlere Pazartesi günü devam edileceği duyuruldu.

Pazartesi günü Sarayiçi 100.000 seyirci ile güreş seyretmeye hazırken, güreşecek pehlivanlar meydanda yoktu. Hakem heyetindeki İbrahim Karabacak, Sabri Acar’ı ikna eder düşüncesi ile babası Kara Hasan Acar’ı da alarak şehir içinde pehlivanlarla görüştü. Pehlivanlar,   

-“Kararımızda değişiklik yok biz meydandan kaçmadık. Sadece yıllarca ter döktüğümüz çayırdan kovulduk. Bunun için çayıra dönmeyeceğiz” dediler.

İbrahim karabacak ve Kara Hasan Acar çayıra döndüler ama seyirciler pehlivanları göremeyince şaşkınlık içinde kaldılar. 

Hakem heyetinde yer alan İbrahim Karabacak, Orhan Çakar, Necmi Yıldız ve Niyazi Güreşen Türkiye’yi başpehlivansız bırakmamak için toplandılar, tartıştılar. Önce Kara Ali ile yaptığı güreşte kura ile elenen Aydın Demir başpehlivan olursa ortalık karışır diyerek, çayıra gelmeyen pehlivanlar diskalifiye edilerek, Kara Ali’ye yenilip,  6. Olan Denizlili Hasan Şahin başpehlivan ilan edildi.

Hasan Şahin bu sırada Sarayiçi yerine 1000TL olan yolluğunu almak için sıra beklediği belediye binasında bulundu. Hemen Sarayiçi’ne getirilerek kısbet giydirilerek kürsüye çıkarıldı. Hasan Şahin kemeri kuşandıktan sonra,

-“Güreşlere birincilik için hazırlanmıştım. İyi güreş yaptığıma Allah da şahittir. Güreşirken Kara Ali elimi ısırdı. Parmaklarımda hala acıyı hissediyorum. Dün gece rüyamda altın kemerin davullarla zurnalarla boynuma takıldığını görmüştüm” dedi.

Bu arada bunu öğrenen Kara Ali Çelik ve arkadaşları belediye binasına girmeye çalışırken güvenlik güçleri tarafından üzücü olayların meydana gelmemesi için polis otosu ile uzaklaştırıldılar.[24] 

1975 Kırkpınar Güreşleri’nde TRT ilk defa canlı yayın yaptı. Güreşleri ilk günü olaylı başladı. Kırkpınar Ağası Zülfikar Karabulut otomobiliyle Sarayiçi’ne sokulmayınca görevlilerle tartıştı ve olay karakola taşındı. Ağa açılış törenlerine katılamadı.

Cuma günü küçük boylarda güreşler yapıldı. Cumartesi günü saat 14.oo de baş ve başaltı boylarında güreşecek pehlivanlar kuralarını çekmek üzere çayıra davet edildiler. Kısbetleriyle çayıra gelmesi beklenen pehlivanlar, Başpehlivan İzmirli Kara Ali Çelik önderliğinde sivil kıyafetleri ile hakem kulesinin önünde toplandılar. Sözcüleri Kara Ali:

 

1) Pehlivanların otel meselesi halledilmelidir.

2) Eski başpehlivanlar için Sarayiçi’nde bir tribün yapılmalıdır.

3) Pehlivanlar tribünü genişletilmeli, soyunma odası, sıcak duş ve tuvalet meselesi çözülmelidir.

4) Halen çok düşük olan pehlivan yollukları

 

Destede                       100 TL den 400 TL ye,

Küçükortada               150 TL den 500 TL ye,

Büyükortada               200 TL den 750 TL ye,

Başaltında                   250 TL den 1000 TL ye,

Başpehlivanlıkta         325 TL den 1500 TL ye yükseltilmelidir.

 

Kırkpınar Ağası Zülfikar Karabulut ve Hakem Heyeti Başkanı Necmi Yıldız araya girerek işi tatlıya bağlamaya çalışsalar da pehlivanlar isteklerinde ısrar ettiler. Seyirciden 75.000 TL alınırken kendilerinin çok az bir para ile güreştirilmek istendiğini söylediler. Bu arada seyircilerin protestoları artınca onlara da sıkıntılarını anlatmaya çalıştılar. Bu arada Edirne Belediye Başkanı Şevki Arman,

-“Bu durumun önceden bilindiğini, o zaman niçin ses çıkartılmadığını, şimdi güreşmek istemediklerini, bunun haksız olduğunu, yeni ücretin tesbit edilmesi için meclisin toplanması gerektiğini” söyledi.                      

Pehlivanların protestoları devam ederken toplanan belediye yetkilileri,

“Başpehlivanlara 1000 TL, başaltı pehlivanlarına 750 TL yolluk verebileceklerini, diğerlerinde değişiklik yapamayacaklarını” açıkladılar. Bunun üzerine pehlivanlar,

-“Biz yalnız baş ve başaltı pehlivanları için değil bütün pehlivanlar için istekte bulunduk” diyerek isteklerinde ısrar ettiler.  Protestolar ve olaylar 4 saat devam etti. Ve:

-“Şimdiye kadar çok ağır şartlarda güreş tuttuk, Sarayiçi’nde ne doğru dürüst bir duş, ne bir tuvalet var. Vücudumuzdaki yağları ve otları gazete parçaları ile siliyor, sonra da şehre inerek, bulabilirsek, hamamda yıkanıyoruz. Lokantalar da başka bir âlem, fiyatlar güreşler başlayınca normalin çok üstüne çıkıyor. Yatacak yer bulmak ayrı bir dert. Milli Güreşçi Mehmet Güçlü yer bulamadığı için arabada uyudu ve ertesi günü güreşe çıktı” dediler.

Pehlivanlar protestolarına devam edince Edirne Valisi Mustafa Karaer, onlara 15 dakikalık bir zaman verdi ve:

 -“Çayıra çıkmamaları halinde güreşlerin iptal edileceğini” söyledi. Verilen sürede pehlivanlar çayıra gelmeyince güreşler iptal edildi.

Yetkililerin yaptığı toplantı sonunda bazı pehlivanlara güreşlere katılmama cezaları verildi.      

Boykotçu pehlivanlar Jandarma karakoluna götürülerek ifadeleri alındı ve:

 

-“Pişman olduklarını” söyledikleri için salıverildiler.

 

            İzmirli Kara Ali Çelik,

 

-“Dünyanın hiçbir yerinde elçilere kızılmaz. Ben pehlivan arkadaşlarımın elçisi oldum, bana ve arkadaşlarıma çeşitli cezalar verildi. Hele benin başpehlivanlığımın iptal edildiği halka duyuruldu. Benim alın terimle altığım bu unvan ancak bilek gücü ile alınır. Bu şekilde karar verenlerin ne kadar adil olduklarını kamuoyunun takdirine bırakıyorum” dedi.

 

            Ceza alanlardan İzmitli Göçmen Recep,

 

-“Yıllarca Kırkpınar’da yatacak yer de bulamadan, mertçe bir bardak suya güreştim. Bu yıl da aynı düşünce ile er meydanına katılmak için geldim. Ne var ki pehlivan kardeşlerimin aç olduklarını ve aldıkları yollukların karınlarını doyurmaya yetmediğini öğrendim. Biz de onların sıkıntılarını Belediye Başkanına -ve yetkililere- bildirdik. Suçumuz bu kadar, bundan dolayı verilen cezaya hayret ettik” dedi.

 

Sabri Acar da:

 

-“Bu protestodan hiç haberim yoktu. Güreş için davet edildikten sonra protestocu pehlivanlar sivil kıyafetleri ile çayıra indiler. İsteklerinde çok haklıydılar. Örnek 1969 da hakem yolluğu ile başpehlivan yolluğu ile aynıyken, bu 1975 te hakemlerin lehine beş katına çıktı. Otel bulmak çok zordu, Otelciler bize sattıkları odaları ertesi günü bir başkasına satarak bizi otelden çıkarmaya çalışıyorlardı. Pehlivanlar için doğru dürüst soyunma odaları ve tuvaletler yoktu.

Uzlaşma çıkmayınca biz güreşmedik, tabii ki üzücüydü. Ertesi yıl otel meselesinin çözüldüğünü ve yollukların arttırıldığını gördük.”[25]    

 

1978 Kırkpınar Güreşleri’nde Başpehlivanların iki grup halinde,

Aydın Demir önderliğinde Karamürsel Grubunda Göçmen Recep ve İzzet Akbaş,

Arap Mustafa Yıldız önderliğinde Nazmi Uzun, Sabri Acar ve Yörük Mehmet yer aldı. Aydın Demir Başpehlivan oldu. Kırkpınar Ağası Sabahattin Tekcan, Büyükorta 2. Olan Albay Kardeş’e yaptığı güzel güreşler sebebiyle 1.000 TL ödül verdi.[26]

1979 Kırkpınar Güreşleri’nde Edirne Belediyesi, Karamürselli Aydın Demir 1976,1977 ve 1978 yılları Kırkpınar Başpehlivanı olduğu için Altın kemerin ebedi sahibi oldu. Bu yüzden İstanbullu sanatkâr kardeşler Kemalettin ve Celal Ersöz’e 22 ayar 730 gr ağırlığında, 700.000 TL ye mal olan bir kemer yaptırdı. Ustalar,

-“Bu kemeri yaparken pehlivanların er meydanında döktükleri ter kadar bir de kemerin işçiliği için uğraştık” dediler.   

İzmirli Kara Ali Çelik ve Babaeskili Nazmi Uzun Hakem Heyeti’nin önünde giderek iddialı pehlivanlarla iddiasız pehlivanların karşılıklı kura çektirilmesini teklif ettiler. Böylece iddialı pehlivanların birbirlerini elemelerinin önüne geçilecekti. Kırkpınar Ağası Süleyman Özmercan ve Hakem Heyeti bu teklifi önce kabul eder gibi olsalar da itirazların artması üzerine karma kuraya geçildi. Bunun üzerine güreşlerden çekilen İzmirli Kara Ali Çelik, Babaeskili Nazmi Uzun ve Akhisarlı Ahmet Güneş’e çeşitli cezalar verildi. Bu üç pehlivan bundan sonra Kırkpınar’a katılmadı. [27]

1980 Kırkpınar Güreşleri’nde Necmi Yıldız’ın başkanlığını yaptığı Hakem Heyeti, Ordulu Mustafa Bük’ün yönlendirmesi ile geçmiş yıllarda Büyükorta ve başlatında derece almadan başa çıkan altı pehlivanın başaltına indirilmesine karar verdi. Bu kara seyirci tarafından olumlu karşılandı. Geçen yıl ceza alan pehlivanların cezaları birer yıla indirildi.[28] 

1981 Kırkpınar Güreşleri’nde Başpehlivanlık Boyunda ilk turunda Malkaralı Fehmi Özkan bir ara rakibi Ahmet Yenici’yi açık düşürdüm diyerek hakem heyetine itiraz etti. Hakemler güreşin devam etmesine karar verince güreş sertleşti. Fehmi Özkan Ahmet Yenici’ye bir yumruk attı. Saha Komiserliği yapan Ahmet Yenici’nin ağabeyi Emin Yenici bunu görünce Fehmi Özkan’a bir yumruk attı Fehmi Özkan’ın oğlu Orhan Özkan da güreş alanına girerek elindeki şişeyle Emin Yenici’nin kafasına vurdu. Olaylar büyüyünce jandarma devreye girdi ve taraftarları yatıştırdı. Başından yaralanan Emin Yenici hastaneye kaldırıldı, iki pehlivan da diskalifiye edildi.

Akhisarlı Arap Mustafa Yıldız ile Karamürselli Aydın Demir karşılaşmasında Arap Mustafa’nın parmağı iki defa Aydın Demir’in gözüne zarar verdi ve Aydın Demir Doktor raporu ile güreşten çekilince Arap Mustafa başpehlivan oldu.[29]   

1985 Kırkpınar Güreşleri’nde Edirne Belediyesi Denizlili Hüseyin Çokal, 1982, 1983 ve 1984 yıllarına üst üste 3 yıl başpehlivan olduğu ve altın kemerin ebedi sahibi için on milyon TL değerinde yeni bir altın kemer yaptırdı. Ayrıca üç yıl üst üste Kırkpınar Ağalığı’nı alan ağaya da bir milyon TL değerinde bir gümüş kemer vereceğini açıkladı.[30]

1986 Kırkpınar Güreşleri’nde pehlivanlar güreşlere katılan Turgut Özal’ın elini öpmek için güvenlik zincirini kırdılar. O,

-“Buraya 3. Defa geliyorum Ata yadigârı sporumuzu geliştirmek ve burayı güzelleştirmek istiyoruz.  Size bundan sonraki Kırkpınar’ın daha güzel olacağı sözünü veriyorum” dedi.[31]

1987 Kırkpınar Güreşleri’nde Hakem Heyeti, Turgut Kılıç, Ahmet Güneş, Süleyman Kaplan ve Halis Bozkuş’a yaş ve form durumlarının dikkate alınarak güreştirilmeyeceklerini ilan etti. Ancak yapılan itirazlardan sonra bu kararından vazgeçti.[32]

1989 Başpehlivanlıkta ilk turda Baki Sudakap’a -Yağmur yağarken yıldırım düştü ben sakatlandım[33]- ve puanlamada yenildi.[34]

1990 Kırkpınar Güreşleri’nde Başpehlivanlar yolluklarının ve ödüllerinin az olduğunu ileri sürerek Hakem Heyetini protesto ettiler. Ağanın araya girip arttırılacağını söylemesi üzerine protestoya son verdiler.[35]

  1992 Kırkpınar Güreşleri’nde Başbakan Süleyman Demirel,

-“Sevgili pehlivanlar sizleri tebrik ediyorum. Türk Gücü’nü ispat eden sizleri tebrik ediyorum. Bugün yenilen pehlivan, çalışırsa yarın yenen olur. Onun içindir ki bu er meydanının adıdır. Gördüğüm kadarıyla Sarayiçi’nde yarım kalmış işler var. Sizlere söz veriyorum. Kırkpınar şanına layık bir şekilde düzenlenecektir. Kırkpınar sahasını yeniden yaparak ata sporumuza yakışır hale getirmek hükümetimizin boynunun borcudur. Gelecek yıl gelenler burayı tamamlanmış bulacaklar” dedi.

1990,1991, 19912 yılları Başpehlivanı Karamürselli Ahmet Taşçı Altın kemerin ebedi sahibi oldu.[36]

1993 Kırkpınar Güreşleri’nde ilk defa Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel geldi ve kendisine “Ağaların Ağası” unvanı ile bir kupa takdim edildi. O,

-“Bu unvanı çok beğendiğini belirttikten sonra, bu unvan Allah ömür verdiği süre içinde bende kalır. Her yıl aranızda olacağım ve yarım kalan Kırkpınar inşaatı için elimden geleni yapacağım” dedi.[37]

 1994 Kırkpınar Güreşleri’nde Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’e “Ağaların Ağası” unvanı ile bir altın kemer kuşatıldı.

Başpehlivanlık Güreşleri’nde 60 dakika olan zaman 40 dakikaya indirildi. Pehlivan sayısının ikinci turdan itibaren 16ya indirilmesi için ön eleme turu yapılmasına kara verildi. İlk tur güreşleri için çayıra 28 pehlivandan 6sı tur atlarken kalan 11 çift kurallar gereği ön eleme turu yaptılar. Ön eleme turundan sonra güreşlere devam edildi.[38]  

 1997 Kırkpınar Güreşleri’nde üç yıldan beri Kırkpınar Güreşleri Ağalığı yapan Hüseyin Şahin’in tanıtım çalışmaları güreşlere olan ilgiyi attırdı.

Güreşler başlamadan önce eski başpehlivan Muğlalı Mehmet Güçlü,

-“Er meydanında uyarıcı (doping) iddiaları var, bunu önlemek için doping kontrolü yapılması gerekmektedir” açıklamasını yaptı.

Geleneksel Spor Dalları Federasyonu Başkanı Alper Yazoğlu’nun teklifiyle ilk turlarda iki favori başpehlivanın eşleşmesini engellemek için kura sistemini değiştirdi. Bazı pehlivanlar buna karşı çıktı. Başpehlivan Cengiz Elbeye,

-“Başpehlivanlık Karamürselli ve Antalyalı gruplar arasında geçiyor, bu sistemle yağlı güreş takımı haline dönecek” dedi.

 1995,1996 ve 1997 yılları Başpehlivanı olan Karamürselli Ahmet Taşçı ikinci defa Altın kemerin ebedi sahibi oldu.[39]

 1999 Kırkpınar Güreşleri’nde Federasyon başkanlığı,

 

 1) Teşvik boyundaki pehlivanlar yağsız karakucak usulü güreşecekler,

 2) 40 yaşındaki pehlivanlar Kırkpınar Güreşleri’ne katılamayacaklar karalarını aldılar.

 Bir Fransalı iş insanı, Paris’te düzenleyeceği yağlı güreş Gösterisi için Ahmet Taşçı, Cengiz Elbeye ile birlikte 16 Pehlivan ile sözleşme yaptı.[40]      

 2001 Kırkpınar Güreşleri’nde ağalığı babasının vekâleti üzerine oğlu Murat Saruhan yaptı. Güreşleri Çin, Güney Kore, Japonya, ABD ve Belçika basın mensupları da seyretti.[41]

 2002 Kırkpınar Güreşleri’nde Ağa Mehmet Sait,

 

 -“Eurosport’un da aralarında bulunduğu 90 ülkeden 128 Tv kanalıyla anlaşma yaptık. Dünya kupası yarı final ve final tarihlerine denk gelen 28-30 Haziran günlerinde prime Time da kanallar Kırkpınar’ı yayınlayacak ve 90 ülkede seyredilecek para almayacağız aksine para vereceğiz” dedi.[42]  

2003 Kırkpınar Güreşleri’nde ilk defa “Kırkpınar Özel Ödülü” TBMM Başkanı Bülent Arınç tarafından Milli Sporcu Atlet Süreyya Ayhan’a verildi.

Ağalığı kazanan Zübeyde Kavraz şartnamede belirtilen yükümlülükleri 31 Aralık 2002 tarihine kadar yerine getiremediği için 2003 ağalığı kendisinden alınarak Necdet Çakır’a verildi. [43]

2004 Kırkpınar Güreşleri’nde, 1989 yılından bu yana 2003 yılı dışında devamlı kürsüde yer alan efsanevi başpehlivan Ahmet Taşçı,

-“Altın kemeri üçüncü defa almadan güreşi bırakmam. Aliço 56 yaşına kadar güreşmiş, ben de güreşeceğim. Bu yıl çok iyi hazırlandım, iddialıyım” dedi. Finalde Sinoplu Recep Kara’ya yenilerek 2. Oldu.[44]    

2006 Kırkpınar Güreşleri’nde Edirne Belediye Başkanı Hamdi Sedefçi, Devlet Bakanı Mehmet Ali Şahin’i karşılamaya gidince, Ağa Adem Tüysüz kiraladığı öküz arabası ile şehre girmeyi planlamış ama karşılanamamış ve tepki gösterip şehre otomobili ile geldi. M. Ali Şahin ve Hamdi Sedefçi ağaya altın kemeri taktılar. [45]   

2007 Kırkpınar Güreşleri’nde 1. ve 2. Turun ardından 3. Tur güreşlerinde Ekrem Yavuz’a yumruk atan Recep Çakır diskalifiye edildi.

Başaltı boyunda 1. Olan H. Demir’de doping tesbit edilince Antalyalı İbrahim Çoraman 1. Sakaryalı Murat Hikmet 2. Ankaralı Osman Özgün 3. ve Manisalı Hakan Çalışır 4. Oldular.[46]

2009 Kırkpınar Güreşleri’nde Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e “Başağa” sıfatıyla altın kemer takıldı.[47]

2010 Kırkpınar Güreşleri’nde “Asrın Güreşçisi” unvanın alan Serbest Güreşçi Hamza Yerlikaya tribünlerdeki yerini aldı.[48]

2011 Kırkpınar Güreşleri’nde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, UNESCO ile Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın birlikte hazırlattığı pirinçten yapılan kemeri Başpehlivan Ahmet Taşçı’ya taktı. Edirne Belediye Başkanı Hamdi Sedefçi de Başbakana “Siyasetin Başpehlivanı” unvanıyla birlikte altın kemer taktı.[49]  

2012 Kırkpınar Güreşleri’nde Edirne Belediye Başkanı Hamdi Sedefçi CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na “Siyasette İstikbalin Başpehlivanı” unvanıyla birlikte altın kemer taktı.[50]  

2013 Kırkpınar Güreşleri’nde Başpehlivan Ali Gürbüz, 1911,1912 ve bu yıl Başpehlivan olup altın kemerin ebedi sahibi olacakken dopingli olduğu için sıralama değişti. Antalyalı İsmail Balaban 1. Antalyalı Orhan Okulu 2. ve Antalyalı Mehmet yeşil Yeşil 3 oldu.[51]

Türkiye Geleneksel Güreşler Federasyonu, 2024 Yılı Kırkpınar Güreşleri’nde Er Meydanı’na çıkacak pehlivanları seçmek amacıyla Türkiye’nin değişik yerlerinde yapılan 2023 Yılı Yağlı Pehlivan Güreşleri içinden tesbit ettiği 7 Er Meydanında yapılan güreşlerde dereceye giren pehlivanlara aldıkları puanlara göre sıralamaya girenlere 2024 Yılı Kırkpınar Güreşleri’nde 34 Başpehlivana güreşme hakkı tanıyacaktır.

 

1) Antalya Manavgat Ilıca Er Meydanı Yağlı Pehlivan Güreşleri

2) Kocaeli Sekapark Er Meydanı Yağlı Pehlivan Güreşleri

3) Gaziantep Şahinbey Er Meydanı Yağlı Pehlivan Güreşleri

4) Ordu Aybastı Perşemde Er Meydanı Yağlı Pehlivan Güreşleri

5) Bursa Yunuseli Softaoğlu Mehmet Pehlivan Er Meydanı Yağlı Pehlivan Güreşleri      6) Manisa Yunus Emre Yund (At) Dağı  Er Meydanı Yağlı Pehlivan Güreşleri

7) Balıkesir Karesi Kurtdere Kurtdereli Mehmet Pehlivan Er Meydanı Yağlı Pehlivan Güreşleri

Bu er meydanlarında puanlama sonucu dereceye giren pehlivanlara, Balıkesir Kurtdere ermeydanında güreşiler bitip, dereceye girenler belli olduktan sonra 2024 Yılı Kırkpınar Güreşleri’ne katılma hakkı yanında çeşitli ödüller verilecek başaltı ve diğer alt boylarda dereceye girip ilk dörtte yer alanlar bir üst boya geçme hakkını elde edecekler.

Antalya Kumlucalı Orhan Okulu Başpehlivanlık boyunda Kurtdereli Er Meydanından önce 1.liğini ilan etti. [52]

 

            Altın Kemer

 

İlk defa Kurtdereli Mehmet Pehlivan’ın Kemeri Tekirdağlı Hüseyin Alkaya Pehlivan’a takıldı.[53]

1966, 1967 ve 1968 Kırkpınar Başpehlivanı olan Ordulu Mustafa Bük altın kemerin ebedi sahibi oldu.

1979 Kırkpınar Güreşleri’nde Edirne Belediyesi, Karamürselli Aydın Demir 1976,1977 ve 1978 yılları Kırkpınar başpehlivanı olduğu için Altın kemerin ebedi sahibi oldu. Bu yüzden İstanbullu sanatkâr kardeşler Kemalettin ve Celal Ersöz’e 22 ayar 730 gr ağırlığında, 700.000 TL ye mal olan bir kemer yaptırdı. Ustalar,

-“Bu kemeri yaparken pehlivanların er meydanında döktükleri ter kadar bir de kemerin işçiliği için uğraştık” dediler. [54]  

1985 Kırkpınar Güreşleri’nde Edirne Belediyesi Denizlili Hüseyin Çokal, 1982, 1983 ve 1984 yıllarına üst üste 3 yıl başpehlivan olduğu ve altın kemerin ebedi sahibi için on milyon TL değerinde yeni bir altın kemer yaptırdı. Ayrıca üç yıl üst üste Kırkpınar Ağalığını alan ağaya da bir milyon TL değerinde bir gümüş kemer vereceğini açıkladı.[55]

1990,1991, 19912 yılları Başpehlivanı Karamürselli Ahmet Taşçı Altın kemerin ebedi sahibi oldu.[56]

1995,1996 ve 1997 yılları Başpehlivanı olan Karamürselli Ahmet Taşçı ikinci defa Altın kemerin ebedi sahibi oldu.[57]

2008,2009 Kırkpınar Başpehlivanı Ordulu Recep Kara, 2010 da Antalyalı Mehmet Yeşil Yeşil’e yenilerek altın kemerin ebedi sahibi olamadı.

2010,2011 Kırkpınar Başpehlivanı olan Antalyalı Ali Gürbüz 2012 de dopingli (Uyarıcı) çıktığı için finalde güreştiği hemşerisi İsmail Balaban Başpehlivan ilan edildi. 

Bu tarihten beri Antalyalı Ali Gürbüz 1918,1919den sonra 1922 de başpehlivan olup altın kemerin ebedi sahibi olmak istiyordu ama eleme turlarında hemşerisi Antalyalı Mehmet yeşil Yeşil’e yenilerek elendi ve bu amacına kavuşamadı. Bazı yorumcular bu kemere, “Beddualı Kemer” diyorlar.

Ama Ali Gürbüz,

-“Daha yaşım genç, ben bitti demeden bu iş bitmez. Çok iyi çalışıp altın kemerin ebedi sahibi olmak için elimden geleni yapacağım” diyor. 

2022 Kırkpınar Güreşleri’nde Başpehlivan Olan Cengizhan Şimşek kurallara uymadığı için ceza aldı. Altın kemer finaldeki rakibi Sinoplu Mustafa Taş’a verilerek Başpehlivan ilan edildi.

20023 Kırkpınar Güreşleri’nde İsmail Balaban’ı yenen Antalyalı Yusuf Can Zeybek Başpehlivan oldu.

 

            Kırkpınar Güreşleri’nde Gelenekler

 

            Hamam Alayı

 

Kırkpınar Güreşleri’nde birçok geleneğin ve değerin birleşmesiyle yüzyıllar içerisinde meydana gelmiş bir mozaiktir. Eşsiz değerler mozaiğinin önemli parçalarından birisi de güreşlerin sona ermesiyle düzenlenen ‘Hamam Alayı’dır. Eski Kırkpınarlardan günümüze kadar değişikliklere uğrasa da günümüzde de benzer şekilde hamam alayı yapılmaktadır. Kırkpınar Güreşleri sona erdikten sonra başpehlivanın davul zurna eşliğinde, seyirciler arasında hamam götürülmesi Osmanlı Dönemi’nden günümüze kadar bir gelenek olarak devam edip gelmiştir. Başpehlivanın yakın çevresiyle hamamda yıkandığı sırada hamam dışında davul zurna düğün dernek havası çalar, köçekler ve çengiler de oynardı. Başpehlivan hamam çıkışında da birçok hediye verilirdi. Edirne şekercilerinin kendisine hediye olarak gönderdiği şekerleme ve badem ezmelerini hamam önünde bulunan çocuklara ve fakirlere dağıtırdı.

Hamam önünde hediye dağıtma töreni sona erdikten sonra Kırkpınar Ağası ile Başpehlivan misafir edileceği konağa gitmek üzere her tarafı süslenmiş bir faytona (Landum) binerdi. Faytonun önünde ve arkasında güreşseverler yürüyerek yol alırlardı. Başpehlivan ağanın misafiri olarak Edirne’nin güzel bir konağında yakın dostları ile misafir edilirken konağın çevresinde eğlence düzenlenirdi. Eğlence geç saatlere kadar devam ederdi.

Özellikle Kel Aliço’nun Kırkpınar Başpehlivanlığı yıllarında düzenlenen hamam alayları Rumeli’nin birçok yerinde dillere destan olmuş uzun yıllar konuşula gelmiştir.[58]

 

                                               CAZGIR

 

              Vur, ha vur, vur davul başpehlivan havası,

                Çıksın, Bekir, Osman, Mestanoğlu, Dülger Ahmet,

                Vur, ha vur, vur davul gürlemenin sırası,

                Davran bre pehlivan, ha ömre bereket.

                Ateş alsın, büklüm, büklüm pazundaki kudret,

                Davran deli fişek, karayel fırtınası,

                Çağlar devirip yenmenin, güreşmenin ustası.

                Vur, ha vur, vur davul dağları taşları titret.

                Dile gelsin Yusuf’un, Aliço’nun hatırası,

                Çıkalım hele meydana yanardağ gibi emret.

 

                                Hey mübarek, mübarek er meydanı bu meydandır.

                                Cümle âlem birikmiş işte davullu zurnalı,

                                Her biri bir özge bu diyarda başpehlivandır.

                                Yiğitler gelir güreş tutmağa, göğsü armalı,

                                Oyları yıldız döker, omuzları çifte burmalı, 

                                Hey senin pehlivan dediğin şahan olup da uçandır.

                                Rüzgâr deme bulutlar, bulut deme dumandır.

                                Vur, ha vur, vur davul gök yerinden kaymalı,

                                Hodri meydan! Vakit tamam, peşrev tamamdır.

                                Ha deyince kaldırıp yere vurmalı.

                                                                                                              Atilla İlhan [59]

 

                Kule Hakem Heyeti

 

Hakemler, güreşlere başlamadan önce:

“Tarihi ve Geleneksel Kırkpınar Güreşleri’nde Hakem Heyeti olarak hiçbir etki altında kalmadan hakemlik görevimizi doğru dürüst ve vicdanımızın sesini duyarak yapacağımıza ant içeriz” derler. [60]

Genellikle başpehlivanlar arasında seçilen kişilerden meydana gelir. Hakemlerin verdiği kararlar ve pehlivanlar arasında anlaşmazlıkları karar bağlarlar.

 

                Hakem

 

Güreşleri idare eden ve genellikle dualı çayırlarda güreş tutan kişiler arasından seçilir. 

 

Sorma Kartal’da idim ben de bu Çarşamba günü               Zurnanın tizleri dersen, yedi iklimi tutar Dediler: “Kurnada dünden beri var köy düğünü                      Şimdi hayvanlı, yayalı, kız, kadın, oğlan, erkek; Hoşlanırsan, hadi olmaz mı? Pekâlâ, gideriz;                 Kuşatır ip çekilen meydanı yüzlerce ördek. Hem bira kır görürüz, hem de güreş seyrederiz.”                Bir tarafa iner namütenahi araba,

Neyse değnekçi gelip: “ Meydanı açın savulun!”                İner ama o kadar süslü ki, dersin: “Acaba,

Der demez başladı kalbi sesi yırtık davulun.                        Şu beyaz tenteler altında birer haclemi var?

Güm, güm ötmek ne gezer! Tık nefes olmuş kasnak:       Çekilir derken ödüller; Sekin on seçme davar,

Göğsü tokmak gibi küt! Küt vuruyor hışlayarak. İki baş manda, birer tay, dana, top top dokuma,     Zurna hım, hım mı nedir, söylemiyor bir türlü                           Hele pekişir gibi peşkeşleri hiç artık sorma. Üfleyen çingenenin rengi mezar, kendi ölü.                            Yağ kazanlarla dolu, tartısı yok, ölçüsü hiç.

 Pehlivanlar hani? Derken söküvermez mi hocam             Hani ister sürün, ister dökün iç!

Birbirinden daha biçare sekiz çıplak adam?                         Bunların hepsi biter, bir heyecandır belirir.

 Ah o soygunluğu rüyada görse korkardı.                              Ne temaşadır o, titrer durur insan tir, tir.

Çünkü gömlek gibi etten de soyunmuşlardı.                       Birbirinden daha mevzun iki üç çift endam,

Bir delik torbaya girmiş kimi, kısbet yerine;                         Atılıp sahneye şahin gibi etmez mi haram;

Çekivermiş kimi, bir lime çuval dizlerine.                              Ses soluk çıkmaz olur, herkesi ürperme alır;

Kiminin giydiği çakışır, kiminin bez şalvar                              O geniş yerde nefeslerle beraber daralır.

Kiminin uçkunu boyundan asılma donu var                          Çünkü meydanda değil, seyre bakanlarda bile, Acaba yağ sürünürle mi desem yağ nerede?                            Asım’ın dengi heyakil seçilir yüzlerle.

Bereket versin onun madeni varmış derede:                      Şimdi sağ kolda, gümüş kaplı bire bazu-bend  Sağ omuzlarda birer başları kertikli ağaç.                             Boynu muskayla donanmış, o yarım deste levent

Kadın, erkek suyu aktarmada birkaç bakraç,                        Önce peşrev yaparak sonra tutuşmazlar mı?

Sonra neredense geliniz yağlanınız haydi sesi,                    Güneş artık kızışır, hasmını tartar hasmı.

Çöktü meydanda duran kaplara artık hepsi.                        Uzanır şimdi göğüsler, kavuşur; şimdi, yine

Palaz ördek gibi, bandıkça avuçlar bandı;                              Dalga çarpar gibi çarpar gerilip birbirine.

Meşin ıslar gibi, kavruk deriler ıslandı.