BÜYÜK SELÇUKLULARDA EVLİLİK 

Evlilikler de her zaman (Din değiştirme ihtida sebebi olabilmiştir. Müslüman erkeklerle evlenen gayrimüslim kadınların –istisnalar kaideleri bozmasa da- çoğunlukla Müslüman oldukları görülür.[1]                                                                                                                                  

                               Sultan Alpaslan                                               

Sultan Alpaslan, 1065te Merv’e geldi. Oğulları Melikşah ile Aslan Şah’ı Gazneli ve Karahanlı prensesleri ile evlendirdi.[2]                       

Sultan Alpaslan’ın Kafkas seferi sırasında bir Gürcü Prensesi ile evlenmesi (H 459/1066) gayrimüslim kadınlarla evlenmeye yapılan ilk evliliklerden birisidir.[3]

Sultan Alpaslan’ın kızkardeşi Gevher Hatun Erbasgan ile evli olup, erbasgan Alpaslan’a karşı ayaklanınca araları açılmıştır.[4]

                Melikşah

Melikşah, Alexius 1. Comnenos’a bir Bizasn prensesi ile evlendirmeyi teklif etmiştir.[5]

Mervanoğlu Mansur, Melikşah’ın eşi Terken Hatun’u ziyaret edip, “Sultan’ın huzuruna çıkabşlmek için aracı olmasını istemiş, fakat başarılı olamamıştır. [6]                                                                                   

                               Büyük Selçuklular’ında Evlilik

                Evlilikler de her zaman (Din değiştirme ihtida sebebi olabilmiştir. Müslüman erkeklerle evlenen gayrimüslim kadınların –istisnalar kaideleri bozmasa da- çoğunlukla Müslüman oldukları görülür.[7]  

               

Tuğrul Bey Abbasi, iki defa (1055,1057) Bağdat’a gelerek Büveyoğullarını ortadan kaldırarak Abbasi halifesini ve bütün Abbasi ülkelerini Selçukoğullarının egemenliği altına aldı.  Son zamanlarında da halifenin kızı ile evlendi. Fakat bundan kısa bir zaman sonra 1063de 70 yaşlarında iken öldü.[8]                  

                (Büyük) Selçuklu tarihinde Alpaslan’ın Kafkas seferi (459/106) sırasında bir Gürcü prensesi ile evlenmesi gayrimüslimlerle yapılan ilk siyasi evliliklerden birisidir.

                Melikşah’ın da Alexius Comnenus’a bir Bizans prensesi ile oğlunu evlendirmeyi teklif ettiğini biliyoruz. 

                Babinger, 1. Kılıç Aslan’ın, Toulouse Kontu 4. Raimond’un (1042-1105) kız kardeşi İzabella ile evlendiğinden bahseder.[9]

 

                Gürcü Kraliçesi Thamara’nın güzelliğini duyan Kılıç Aslan’ın oğlunun ona âşık olduğunu, din değiştirmesi sebebiyle babası tarafından güçlükle zapt edildiğini söyleyerek olayı biraz değiştirir. Nitekim Süleyman Şah ile gerçekleşmeyen bu evliliği Erzurum Hükümdarı İzzettin Saltuk’un torunu (1145-1174) Muzaferittin ile yapmıştır. Bu sonuç Kılıç Aslan’ın gücü ve Süleyman’ın yüksek özellikleri dolayısı ile daha önce evlilik teklifinin ona yapılmasının tabii olacağını gösterir. Bununla beraber bir zaman Gürcülere esir düşüp, büyük bir fidye karşılığında kurtulan 2. Saltuk’un torunu Muzaferittin, aynı kaynağa göre, ihtiraslarına yenilmiş, hatta babasının din değiştirmek endişesine ve muhalefetine rağmen kraliçe ile evlenmek için Hıristiyan olmuştur.

               Selçuklu şehzadesi asker, köle ve hizmetçilerinden meydana gelen önemli bir maiyeti, inci, mücevherler, kıymetli kumaşlar, parslar ve daha başka ağır hediyelerle, Erzurum’dan Tiflis’e gelmiş. Kraliçe kendisini hükümdarlara ait bir teşrifata göre karşılamıştır. Şehzade saraya yerleştikten sonra onun şerefine yaz-kış, muhteşem ziyafetler ve eğlenceler tertip ediyordu. Bu kadar hürmet ve itibara rağmen adı geçen kaynak kraliçenin kendisiyle evelemeyip ona bir cariye nikâhlaması ve daha sonra şehzadeyi Erzurum’a göndermesi, şüphesiz Gürcü hanedanının gururunu korumak hissinden başka bir anlam ifade etmez. Zira gerçekte erkeğe düşkün olan ve ikinci kocası David ile evlenen kraliçe, şehzadeden bıkınca, onu boşayarak memleketine göndermiş ve olaya da böyle şekil verilmiştir.

                Nitekim daha sonra da onun kızı ve Gürcistan Kraliçesi Rosudan (1223-1247) Erzurum Meliki Selçuklu Mugiseddin Tuğrul Şah’ın oğlu ile din değiştirerek evlenmiş. Bu olay Müslüman kaynaklarında garip ve çirkin karşılanmış ve bu sebeple de çok yankılar bırakmıştır. Süleyman Şah bir Türk (Saltuklu) şehzadesinin böyle bir duruma düşmesinden de çok hiddetli bulunuyordu. Bununla beraber Gürcü kaynakları Saltuklu Muzaferittin için bir din değiştirmeden bahsetmezler. Bu bir iftihar vesilesi olacak böyle bir olayın belirtilmemesi bunun doğru olmaması Müslüman yazarların ya bu evliliği uygun bulmaması veya Selçuklu şehzadesinin durumu ile bunu karıştırmaları ihtimali vardır. Selçuklu Sultanı 2. Gıyasettin Keyhusrev Rosudan’ın kızı Thamara ile evlenmiştir. İbni Bibi Erzurum Meliki Mugisiden Tuğrul Şah’ın oğlundan doğduğu içindir ki bu kraliçe kızının “Selçuk neslinden ve Davut (David) soyundan geldiğini söylediğini nakleder.[10]

                Anadolu’ya taarruzları Gürcü Kraliçesi Rosodan’ın teşvikiyle olduğundan Alaattin Keykubat o tarafa sefer yaparak kraliçeyi barışa mecbur etti. Kraliçenin kızı Prenses Tamar Alaattin’in büyük oğlu Gıyasettin Keyhusreve’e nikâhladı.

                Bu evlilikten Alaattin Keykubat adında bir oğluyla Gürcü Hatun adında bir kız dünyaya gelmiş ve bu kız Muinittin Süleyman Pervane ile evlenmiştir. [11]           

                Gıyasettin Keyhusrev, bir çocuğu dünyaya gelir gelmez, Eyyubi Hükümdarı Melik Adilin kızı Melike Adile’den doğan kardeşleri İzzettin Kılıç Aslan ve kardeşi Rüknettin Süleyman ve üvey annesi Adile’yi boğdurttu. [12]

                Sabık Selçuklu Sultanı, İstanbul’da imparator tarafından iyi kabul görüyor; kendisini sık, sık sarayına davet edip görüşüyordu. Ona 10.000 dinar altınlık bir ödenek (ıkta) ayırmıştı. Sultan da imparatorun ilk kabulünde birtakım kıymetli hediyeler ve altın işlemeli elbiseler takdim etmişti. Bununla beraber babası Kılıç Aslan’ın Manuel’den gördüğü büyük yardımlar artık söz konusu değildi. Zira o da Şark hükümdarları gibi Süleyman Şah ile bozuşmayı göze alacak durumda değildi. Bu sebeple İstanbul’da çok mütevazı bir hayat yaşadı. Aleksis’in sultanı Mavrozomes’in kızı ile evlendirmesi onun gurbet hayatında biraz daha iyi durum yarattı. İmparatorla iyi münasebetlerine rağmen Bizans sarayında nüfuzlu bir Frenk Beyinin küstahlığı, söylentiye göre, Keyhusrev’in: “Ben Kılıç Aslan’ın oğluyum; şark-garp ülkelerini fetheden ve şöhretleri cihan tutan Melik Şah ve Alpaslan’ın soyundanım. Senin ecdadın onların hazinelerine her yıl altın ve gümüş yükleri haraç gönderdi. Sen de benim hazineme vergi verirdin. Kader beni buraya düşürdü. Fakat her biri bir iklimde padişahlık eden kardeşlerim var. Eğer onlar bir Frenk Beyinin bana burada küstahlık ettiğini duyarsa, senin şehir ve kalelerini harap ederler” sözleriyle yüksek bir ecdada mensup olmanın şuurunu taşıyor ve kardeşlerine de güveniyordu.

                Bu efsanevi söylentiye göre imparator Frenklerden çekindiği için bir şey yapmamış ise de sultan şerefini kurtarmış; fakat o da Keyhusrev’i Frenklerden korumak için kayınpederi Mavrozomes’in yanına gitmeyi tavsiye etmiştir. Bununla beraber sultanın kayınpederine varışı Latinler’in (Haçlılar) 1204 de İstanbul’u işgalleri münasebetiyle olmuştur. Gıyasettin Konya’ya dönünceye kadar artık Mavrozomes’in yanında kalmıştır.[13]         

                               Sultan Alpaslan

Sultan Alpaslan’ın Kafkas seferi sırasında bir Gürcü Prensesi ile evlenmesi (H 459/1066) gayrimüslim kadınlarla evlenmeye yapılan ilk evliliklerden birisidir.[14]

                Melikşah

Melikşah, Alexius 1. Comnenos’a bir Bizasn prensesi ile evlendirmeyi teklif etmiştir.[15]

Sultan Alpaslan, 1065te Merv’e geldi. Oğulları Melikşah ile Aslan Şah’ı Gazneli ve Karahanlı prensesleri ile evlendirdi.[16]     

            Sultan Melikşah’ın dört oğlu vardı. En büyük Sultan’ın amcası ve Azerbaycan idarecisi Yakuti b. Çağrı Çakır) Bey’in kızı Zübeyde Hatun’dan dünyaya gelen Berkiyaruk. İkincisi ve üçüncüsü Seferiye Hatun’dan dünyaya gelen Mehmet Tapar ve Ahmet Sencer, dördüncüsü Türkistan Hakanının kızı olup büyük Hatun olan Türkan (Terken) Hatundan dünyaya gelen Mahmut idi.

            Nizamülmül, devamlı İran geleneğini savunarak Berkiyaruk’un veliaht tayin edilmesini tavsiye etmişti. Berkiyaruk’un annesi Meliketü’n Nisa her ne kadar Selçuklu ailesine mensup olsa da Ulu Hatun değildi. Bu sırada Ulu Hatun olan Türkan Hatun’dan dünyaya gelen Mahmut’un hakan ve Büyük Sultan olması gerekirdi. Bu durumda Mahmut’tan sonra sıra berkiyaruk’a gelebilirdi. İzamilmülk Mahmut’un veliaht tayin edilmemesi için çok uğraşmış ancak annesi Terken Hatun tarafından zehirletilerek vefat ettiği için bu konuda başarılı olamamıştır.[17] Sultan Melikşah’ın ölümünden sonra en küçük oğlu Mahmut Selçuklu tahtına geçmişse de başta Berkiyaruk olmak üzere diğer Selçuklu beylerinin buna karşı çıktılar. Mahmut’un ölümünden sonra berkiyaruk tahta çıktıysa da bu defada kardeşi Mehmet ve orasan valşiliğine tayin etttiği diğer kardeşi Sencer de isyan etti. Berkiyaruk’un da ölmesi üzerine mahmut İsfahan’da Sultanlığını ilan etti. Fakat çok yaşamadığı için oğlu yerine geçtiyse de amcası Sencer yeğenini tanımayıp sultanlığını ilan etti. Ancak Horasan ve İran Selçukluları dışındaki Anadolu ve Suiriye Selçkuluları onu tanımadılar. Bu arada yüzbinlerce Türk ölmüştür.[18]       

            Sultan Tuğrul ve Çağrı Bey’in eniştesi Türkmen Beyi kızıl Bey’dir.[19]

Sultan Tuğrul, Abbasi Halifesi’ni rahatsız eden Aslan Besasiri’nin kaçmasından ve ona yardım eden Arap ümerasının teslim olmasından sonra Musul’dan Ceziret-i İbni-i Ömer’e gelmiş. Bu arada Diyarbakır idarecisi Şerif Ebü’l Fazl’a Sultanın yanında kendisine yardım etmesini istemiş ve onu Bizans elçisi il yola çıkardığı gibi Sultan’ın üzerinde büyük bir etkisi olan eşi Turuncan Hatun’a ağır hediyeler göndererek Sultanın kendisini affetmesini de istemiştir. Bizans elçisi de Silvan’da (Meyya-rikin) bulunduğu sırada bu hatuna mektup yazmış ve Sultan ile İmparator arasında barış görüşmesi yapmak üzere geldiği bu sırada Sultanın yeğeni Yakuti’nin Rum ülkesine saldırılarından şikayet etmiş ve bu saldırıların durdurulması konusunda eşinden aracı olmasını istemiştir.[20]   

Selçuklu şehzadelerinden Kutalmışoğlu Mansur ve onun kardeşi Süleyman -ki zaman zaman birbiriyle mücadelede etmişlerdir- Tuğrul Bey’in küçük kardeşi Azerbaycan idarescisi Yukuti ile Sultan’ın eniştesi olan ve aynı zamanda amcası Selçuk oğlu Erbasgan yahut Ertaşgun -ki Bizans yazarlarının Chrisoskül, Ermeni yazarlarının Güedriç dedikleri – ile Müslüman şehri olan Ahlat’ı cihat ve gaza üsssü olarak kullanıp Anadolu’ya düzenli akınlar yapan Sultanın emirleri arasında birinci derece cesaretiyle tanınan beylerden Emir Sanduk komuta etmekteydiler.[21]

 

 

 

                Selçuklularda Türk Damatlar

 

                Divan-ı Lügat’it Türk yazarı Kaşgarlı Mahmut, bu eserin ithaf edildiği Karahanlı Hakanı Hasan’ın amcasının oğlu prens Hüseyin Han’ın oğludur. Eserini 25 Ocak 1072de yazmaya başlamış 10 şubat 1074 bitirmiş. 1077de tekrar gözden geçirip Türk dilinin öğrenilmesi için Bağdat’ta Halife Muktedi’ye takdim etmiştir. Yazar Büyük Türk Hakanı Sultan Alpaslan’ın damadıdır. [22]

                Çağrı Bey, 1060 Mart’ında Serakhs’ta 70 yaşında öldü, cenazesi Merv’e nakledildi, türbesine gömüldü. Oğullarından Alpaslan babasının yerine Horasan, Kavurt Bey Kirman (İran), Yakuti Bey ise Azerbaycan Genel valisi idiler.  Dört kızına gelince;

               Biri Selçuklu şehzadesi,

                Diğeri Hatice Hatun Abbasi Halifesi Kaim bi Emrillah, (Bak Arap damatlar)

                Üçüncüsü Karahanlı hükümdarı,

                Dördüncüsü de Bveyhi hükümdarıyla evlenmişti. [23]   

                Sultan Tuğrul’un siyaset sahnesinden çekilmesinden sonra 1130 (524)de Meyyafarkin denilen yerde ölen kız kardeşi Seyyide Hatun’un cenazesinde bulunmak üzere Hısn Keyfa’dan geldiğine ve Artuklu Hükümdarı Davut’un damadı olduğu ile ilgili İbn ül Arzak’ın ifadesi kayınpederiyle birlikte kaldığını ve İstanbul’dan buraya geldiğini gösterir.[24]

                Danişmentli Melik Muhammed’in 6 Birinci Kanun 1143 de Kayseri’de ölümü Danişmentli Devletinin taht kavgalarıyla sarsılmasına ve Sultan Mesut idaresinde bulunan Selçuklular karşısında önemini kaybetmesine yol açtı. Bununla beraber Melik Muhammet Zünnnun, Yunus ve İbrahim adlı üç oğlundan birincisinin kendi yerine bıraktığı halde hanımı Sivas’ta hüküm süren Melik Muhammet’in kardeşi Nizamettin Yağıbasan’ı (yanlışlıkla Yakup Aslan) davet ederek onunla evlendi. Zunnun bu durumda Zamantı’ya kaçtı, fakat yine fırsat bularak Kayseri’ye gelip hükümdar oldu.[25]  

 

                Sultan Mesut’un ölümünde Kayseri’yi damadı Danişmentli Zünnun’a ve Amasya taraflarını da diğer damadı Yağı-Basan’a (Yagupasan) verdiğiyle ilgili haber onları kendi ülkelerinde tabi olarak bıraktığını ifade eder.[26]

1. Kılıç Aslan İlk Türk denizcisi Çaka Beyin kızı ile evlendi. Çaka Bey, Bizans’ın kışkırtmaları üzerine damadı tarafından kılıçla öldürüldü.[27]

                Kılıç Aslan bu sırada Musul Atabeyi Nurettin Mahmut’un da tecavüzlerini gördü. Bu sebeple Konya’ya dönünce saray ileri gelenlerini toplayarak Franklar ve Ermenilerle barış teşebbüslerine başvurdu. Kudüs’e Antakya haçlılarına ve Thoros’a elçiler gönderip eniştesi Nurettin’e karşı destek bulmak amacını güdüyordu. Bununla beraber atabey Selçuklulara karşı Danişmentlileri tuttuğu gibi Sultan Mesut’un ölümü üzerine sınır bölgelerini Ayntab ve Raban şehirlerini de istila etti. Kayınpederi Sultan Mesut ile Franklara karşı yaptığı ittifakı bozdu. Kılıç Aslan atabeye: “Memleketlerimi geri ver, babam seninle benim aramızdaki sınırları çizdi” diye mektuplar yazıyor ve onu bu tecavüzlerden vazgeçmeye davet ediyordu.

                İşte Sultanın haçlılarla ve Ermenilerle anlaşma sebebi bu idi. Bu sebeple durumunu kuvvetlendiren Kılıç Aslan büyük bir orduyla hareket edip Ayntab’ı kuşattı ve surlarını tahrip edip ele geçirdi. Raban üzerine yürüdüğü zaman Kudüs Kralı ile Antakya prensini de, anlaşmayı bozarak Nurettin’e hücum etti. Bu durumun nezaketi karşısında Nurettin özür dileyerek aldığı memleketleri 1157 (552) de geri verdi ve Halep’e çekildi.[28]  

                Kılıç Aslan ile Atabey Nurettin Mahmut arasındaki rekabet şimdi onun yerine geçen Selahattin Eyyubi ile başladı. Gerçekten Selçuklu Sultanı 1179 (575) da Selahattin’e bir elçi gönderip, Atabey Nurettin tarafından işgal edilen Raban kalesinin kendisine geri verilmesini ve Nurettin’in oğlu Melik Salih’in bunu uygun gördüğünü bildirdi. Fakat Selahattin bu teklifi gazapla ret etti. Bunun üzerine sultan kalenin geri alınması için 20.000 kişilik bir ordu gönderdi. Bununla beraber Süryani Mihael’in ifadesiyle, “her iki tarafta Türk idi ise de” Selçuklu ordusu Selahattin’e yenildi. Fakat kılıç Aslan ile Selahattin Eyyubi arasındaki gerginlik ve çatışma Selçukluların doğuda genişleme çalışmalarıyla hat safhaya ulaştı.   Bununla beraber Kılıç Aslan ertesi yıl 1179 (576) de Hısn Keyfa ve Diyarbakır Artuklu hükümdarı Kara Aslan’ın oğlu Nurettin Mahmut üzerine yürüdü. Türkiye Selçukluları daha baştan beri ileri doğu ülkelerine yayılma siyaseti takip ediyorlardı. Kılıç Aslan’ın bu seferine damadı Nurettin’in kızına kötü davranması gibi ailevi bir olay sebep oldu. Selçuklu ordusu Artuklu ülkesini istilaya, kızını nikâhlarken verdiği birkaç sınır kalesini de geri almak kararında olduğunu bildirdi. Fakat arada elçilerin gidip gelmesi ve görüşmelerin olumlu sonuç vermemesi iki hükümdar arasındaki ilişkilerin gerginleşmesi üzerine damat Nurettin Selahattin Eyyubi’ye sığındı. Selahattin Eyyubi, Sultanın damadını affederek geri dönmesini istedi.

                Bu arada Selahattin Eyyubi, haçlılarla da mücadele ettiği için Selçuklu veziri İhtiyaruddin Hasan’ın da telkinleriyle iki devlet arasındaki çatışma önlendi. bu defa iki hükümdar Ermenilere karşı anlaştı.[29]

                Kılıç Aslan, taht kavgalarına şahit olunca, ülkeyi oğulları arasında paylaştırmaktan pişman olmuş ve ülkeyi oğlu Kutbettin melik Şah idaresinde birleştirmek istemiş ve onu desteklemek amacıyla Selahattin Eyyubi’nin kızı ile evlendirmek istemişti. Bunun üzerine ihtirasları kabaran diğer kardeşler babalarına itaatten vazgeçmişlerdir. Bunun üzerine yaşlı Sultan tek, tek oğullarını dolaşmış nihayet hürmet gördüğü küçük oğlu Gıyasettin Keyhusrev’i tahta çıkarmıştır. Onunla birlikte “Melun” diye hitap ettiği Kayseri’deki meliki Nurettin Sultan Şah üzerine yürümüş ve bu sırada ölmüştür.

                Selçukname’ye göre haçlıların Konya’ya geldiği sırada Melik Şah’ın veliaht olduğunu yazar. Bu arada Kılıç Aslan’ın tahtı Melik Şaha bırakmadığı, aksine onun baskısından kurtulmak için kaçtığı ve onunla savaşmak için yolda giderken öldüğü gerçek olduğuna göre diğer bütün söylenenler yakıştırmadan ibarettir. Bir başka söylentiye göre, Melik Şah İhtiyarüttin Hasan’ı görevden uzaklaştırmış, o da Kayseri melikinin yanına giderek onun hizmetinde bulunmuştur.

                Melik Şah, babasını Sultan Şah’a karşı Kayseri kuşatmasına sürüklediği zaman fırsat bulan Kılıç Aslan Malik şah’ın baskısından kurtulmak için Sultan Şah’a kaçmış, Melik Şah da Konya’ya dönüp bağımsızlığını ilan etmiştir. Bu sefer Nurettin Şah da babasını kendi amaçlarına alet etmek isteyince kılıç Aslan ondan da kaçarak küçük oğlu Gıyasettin Keyhusrev’e gitmiş ve onunla Konya üzerine hücum edip almış ve onu kendisine veliaht yaparak orada yerleşmiş. Melik Şah üzerine yürüyüp Aksaray’ı kuşatırken ölmüştür.

               Melik Şah böylece babasını hükmü altına alarak onun adına, fakat gerçekte saltanatı kendi hesabına sağlamak amacıyla harekete geçmiş ve kardeşlerini ortadan kaldırmak için yaşlı sultanı sürüklemiştir. Selçukname Melik Şah’ın veliahtlığını Birinci Teşrin 1189 (585) Ramazan’da göstermekle onun Konya’ya ve babasına tahakküm ettiği tarihi de vermiş olur.

                Nitekim Orta Anadolu’da egemenliğini kurmak isteyen Melik Şah, Malatya Meliki bulunan kardeşi M. Kayser Şah’ı da sıkıştırmış, o da 1191 (587) de Selahattin Eyyubi’ye sığınmış. Kardeşinin babasını sıkıştırarak memleketini elinden almak istediğini şikâyet etmiş. Nihayet Melik dil’in kızı ile evlenerek Selahattin’in Melik Şah’a gönderdiği mektup sayesinde 1191 sonlarında Malatya’ya dönebilmiştir. Melik Şah babasını sürükleyerek Kayseri’yi kuşatınca Sultan fırsat bularak Nurettin Aslan şah’a kaçmış. Buna kızan Melik Şah da Konya’ya dönüp sultanlığını ilan etmiş ve kendi adına hutbe okutmuştur… [30]    

 

 

 

 

 

 

 

 

 

                              

 

 

 

 

 

 

               

 

                                

 

[1] Osman Çetin Selçuklu Müesseseleri ve Anadolu’da İslamiyet’in Yayılışı  sf 118 Marifet Yayınları İstanbul 1981

[2]Tarık Yılmaz Öztuna Başlangızından Zananımıza Kadar Türkiye Tarihi c 2 sf 39 Hayat Yayınları İstanbul 162       

[3]Osman Çetin age sf 162

[4]Prof. Dr. Ali Sevim Anadolu’nun Fethi Selçuklular Döneni 6. Baskı sf 65 Türk Tarih Kurumu Yayınları Ankara 2024

[5]Osman Çetin age sf 118

[6]Prof. Dr. Ali Sevim age sf 97

[7] Osman Çetin Selçuklu Müesseseleri ve Anadolu’da İslamiyet’in Yayılışı  sf 118 Marifet Yayınları İstanbul 1981

                               [8]Emin Oktay Tarih Lise III sf 134,135 Atlas Yayınevi İstanbul 1971

                               [9]Osman Çetin Selçuklu Müesseseleri ve Anadolu’da İslamiyet’in Yayılışı sf 163-166 Marifet Yayınları   

[10]Prof. Dr. Osmanlı Turan age sf 255,256

                               [11]Ord. Prof. Dr. İsmail Hakkı Uzunçarşılı Osmanlı Tarihi c 1 sf 7 Türk Tarih Kurumu Basımevi Ankara 1972

[12]Ord. Prof. Dr. İsmail Hakkı Uzunçarşılı Osmanlı Tarihi c 1 9

                               [13]Prof. Dr. Osman Turan Selçuklular Zamanında Türkiye sf 269,270

[14]Osman Çetin age sf 162

[15]Osman Çetin age sf 118

[16]Tarık Yılmaz Öztuna Başlangıcından Zamanımıza Kadar Türkiye Tarihi c 2 sf 39 Hayat Yayınları İstanbul 1964      

[17]

[17]Mükrimin HalilnYınanç Türkiye Tarihi Selçuklular Devri 3. Baskı c 1 sf 187-189

[18]Emin Oktay Tarih Lise 2 sf 138,139 Atlas Yayınevi İstanbul 1971

[19]Mükrimin HalilnYınanç Türkiye Tarihi Selçuklular Devri 3. Baskı c 1 sf 33 Türk Tarih Kurumu Yayınları Ankara 2004 

[20]Mükrimin HalilnYınanç Türkiye Tarihi Selçuklular Devri 3. Baskı c 1 sf 45,46

[21]Mükrimin HalilnYınanç Türkiye Tarihi Selçuklular Devri 3. Baskı c 1 sf 57

[22] T. Yılmaz Öztuna Başlangıcından Zamanımıza Kadar Türkiye Tarihi c 1 sf 219 Hayat Yayınları İstanbul 1963   

[23] T. Yılmaz Öztuna Başlangıcından Zamanımıza Kadar Türkiye Tarihi c 2 sf 32 Hayat Yayınları İstanbul 1963

                [24]Prof. Dr. Osman Turan age sf 170

                [25]Prof. Dr. Osman Turan age sf 177,178

                [26]Prof. Dr. Osman Turan age sf 192,193

[27]Prof. Dr. Halil İnalcık Osmanlı Tarihinde Efsaneler ve Gerçekler16.Baskı sf 26,27 Kronik Yayınları İstanbul Ağustos 2020

                [28]Prof. Dr. Osman Turan age sf 199,200

                [29]Prof. Dr. Osman Turan age sf 211,212

                [30]Prof. Dr. Osman Turan age sf226-228