25.06.1955’te Balıkesir ili Sındırgı ilçesi, Karaağaç Mahallesi’nde (Köyü) sekiz çocuklu ailenin üçüncü çocuğu olarak dünyaya geldi. 1961-1962 ders yılında başladığı ilkokulu 1966-1967 ders yılında bitirdi. Diplomasında sehven “Karaağaç Köyü İlkokulu” yerine “Hasan Bozkurt İlkokulu”ndan mezun olmuştur” yazılıdır.1967-1968 ders yılında ilçenin merkezinde şu anda Kız Meslek Lisesi olarak kullanılan binada başladığı ortaokulu 1969-1970 ders yılında Çavdaroğlu (Taştepe) Mahallesi’ndeki yeni binada bitirdi. Aynı binada 1970-1971 ders yılında başladığı Liseyi de1972-1973 ders yılında bitirdi. Sındırgı Lisesi’nin ilk mezunlarındandır. Aynı ders yılında başladığı Balıkesir Necati Eğitim Enstitüsü (N.E.E)nün Sosyal Bilgiler Bölümünden (Gece Eğitimi) mezun oldu.
Diyarbakır Ergani Dicle Öğretmen Lisesi’nde göreve başladı. Kulp Lisesi, Isparta Eğridir Koçular Ortaokulu, Sındırgı İmam Hatip Lisesi’nde devam etti.1977 Şubatında İlk Okul Öğretmeni Fatma (Gürbüz) Bozkurtla evlendi.1 Ağustos 1977’de askere gitti. Balıkesir İdari ve Lojistik Hizmetler Okulu Eğitim Merkez Komutanlığı Yedek Subay Okulundan Ordu Donatım Asteğmen Olarak mezun oldu. 15 Aralık 1977’de başlayan kıta hizmeti askerlik görevini, Malatya’daki 2. Ordu Komutanlığı 967.Mühimmat Komutanlığı’nda Ordudonatım Teğmen olarak 31Ocak 1979’da tamamladı.
Asker dönüşü tekrar 1 Mart l979’da Sındırgı İmam Hatip Lisesi’nde görev yaptı. Balıkesir Pamukçu Hakkı Kabakçı Orta Okulu’ndan sonra Balıkesir Merkez Cumhuriyet Lisesi’nde göreve başladı. En son Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi Lisans Tamamlama Programı Tarih Bölümü’nü bitirdi. Bundan sonra Tarih Öğretmeni olarak görev yaptı. 2000-2001 ders yılı sonunda emekli oldu.
İki çocuğundan kızı Derya Ülkü Kurt (Bozkurt) Bilgisayar Mühendisidir. Emrah Bozkurt ise Yüksek Endüstri Mühendisi ve İş Güvenliği Uzmanıdır.
İçindekiler
Hz. Muhammet ve Eşleri
Peygamberimizin eşleri, ANNELERİMİZ
Hz. Muhammet’in Hastalığı ve Ölümü
Ehl-i Beyt
Hz. Fatma ve Hz. Ali
Ebu Talip’in Ölmesi
Hz. Hamza
Haya
Nikâh, Boşanma ve Talak
Mute Nikâhı
Sütkardeşliği ve Akrabalığı
Kıskançlık
Evlenilmeyecek Kadınlar
Evlenilmeyecek Erkekler
Eşler
Cinsel İlişkiye Girilmeyecek Durumlar
Eş, Çocuk ve Soyun Yaratılması
Miras
Düğün, Ziyafet, Eğlence
Kadınlar ve Mescit
Erkekler
Çocuklar
Yetimler
Kardeşlik
Ameller
Rızık
Ailenin Geçimi
Ana-Babaya İyilik
Ana-Babaya İsyan
Türklerde Misafir Ağırlamak
Allah Size Kolaylık İster
Peygamberlerin ve Çocukları
Hz. Adem
Hz. Nuıh
Hz. Lut
Hz. Yusuf
Hz. Musa, Firavun, İsrailoğulları
Firavun ve Eşi Hz. Asiye
Başa Kakma
Baba
Soy
Halife ve Çocuk
Hz. Musa-Hızır Çocuk
Hz. Yahya
Hz. Meryem ve Hz. İsa
Namaz
Kaynaklar:
Hz. Muhammet ve Eşleri
33.28 Peygamber, eşlerine de ki;” Eğer dünya hayatını ve onun SÜSÜNÜ istiyorsanız, haydi gelin size bunları vereyim ve sizleri güzellikle SALAYIM. (2Bakara200 İnsanlardan bazıları vardır ki:”Ey Rabbimiz bize dünyada ver” derler. Böylelerinin ahrette hiçbir nasibi yoktur.201 İnsanlardan kimileri de vardır ki:”Ey Rabbimiz bize dünyada da güzellik ver, ahrette de güzellik ver, bizi cehennem azabından koru derler.202 İşte onlar yaptıklarının karşılığını alacaklardır Allah hesabı çabuk görendir.8.67 Sizler dünya malını istiyorsunuz. Allah ise sizin için ahret sevabını istiyor.11.Hud 15 Kimler dünya hayatını ve onun güzelliklerini isterlerse, orada yaptıklarının karşılığını eksiksiz veririz. Onların orada hiç hakları yenmez.17.18 Kim dünyayı isterse, Biz orada dilediklerimizi dilediklerimize çabucak veririz. Sonra onu cehenneme atarız. Kovulmuş ve kınanmış olarak oraya girer.) 33.29 Eğer Allah’ı, O’nun Elçisi’ni ve ahret yurdunu istiyorsanız, biliniz ki, Allah sizden görevlerini İYİ bir şekilde yerine getirenlere büyük bir ödül hazırlamıştır.
4.22 Geçmişte olanlar hariç babalarınızın evlendiği kadınlarla evlenmeyiniz. Şüphesiz bu
çirkin ve iğrenç bir şey ve kötü bir yoldur. 4.23 Anneleriniz, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, erkek kardeşlerinizin kızları, kız kardeşlerinizin kızları, sütanneleriniz, sütkardeşleriniz, kayın valideleriniz, kendileriyle cinsel ilişkide bulunduğunuz eşlerinizden olan üvey kızlarınız,- eğer kendileriyle cinsel ilişkiye girmediyseniz onlardan ayrılarak kızlarıyla evlenmenizde bir günah yoktur, öz oğullarınızın eşleri olan gelinleriniz - ve geçmişte olanlar hariç- iki kız kardeşle aynı anda evlenmeniz size yasaklanmıştır. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcı ve çok merhametlidir.24Esir aldıklarınız dışında evli kadınlarla evlen meniz de size yasaklanmıştır.60.10 İnanmış kadınlar, inkârcı erkeklere helal değildir. İnkar eden kadınları nikahınızda tutmayınız.
33 (Ahzâp) 55Peygamber’in EŞLERİNE; babaları oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, hem cinsleri, köle ve cariyelerinin yanında– ÖRTÜNMEMELERİNDEN dolayı-bir MAHSUR yoktur. Allahtan korkun. Şüphesiz Allah her şeyi görmektedir.
24.60 Evlenme ümidi kalmamış YAŞLI kadınlara gelince onların açılıp saçılarak ziynetlerini göstermedikleri sürece DIŞ elbiselerini giymemelerinde bir mahsur yoktur. Giyinip sakınmaları kendileri için daha iyidir. Allah her şeyi duyar ve bilir.
33.33 Ey Peygamber EŞLERİ “Evlerinizde oturun. Eski cahiliyede olduğu gibi AÇILIP saçılmayın. 59 Ey Peygamber EŞLERİNE, kızlarına ve müminlerin hanımlarına söyle DIŞ ELBİSELERİNİ üzerlerine alsınlar.
6.151 Açık ve gizli hiçbir KÖTÜ İŞE yaklaşmayın.7.28 Onlar çirkin bir şey yaptıklarında: ”Babalarımızın da bunu yaptığını gördük. Allah bize bunu emretmiştir” dediler. De ki: “Allah kesinlikle iğrençliği emretmez. Bilmediklerinizi Allah’ın üzerine mi atıyorsunuz?”16.90 Allah, hayasızlığı, azgınlığı ve haksızlığı yasaklar. Ders alınız diye size öğüt verir.
17 (İsrâ) 32 ZİNAYA yaklaşmayın. Çünkü o son derece ÇİRKİN bir şeydir ve KÖTÜ bir yoldur. 23.5 İffetlerini korurlar. 6 Cinsi ihtiyaçlarını sadece nikâhlı eşleri ve cariyeleri ile giderirler. Çünkü onlar bundan dolayı kınanmazlar.7Kimler bunun dışında bir şey arzu ederlerse onlar meşru yolun dışına çıkmışlardır. (70.29,30,31) 25.68 ZİNA etmezler.
24.32 İçinizden bekârları, köle ve cariyelerinizden durumları uygun olanları EVLENDİRİN. Bunlar FAKİR olsalar da. Allah onları hazinesinden zenginleştirir. Allah’ın hazinesi geniştir ve her şeyi bilir.33Evlenemeyenler, Allah kendilerini hazinesinden zenginleştirinceye kadar İFFETLERİNİ koruyup HARAMA sapmasınlar.
33.30 Ey peygamber hanımları, sizlerden kim apaçık bir ÇİRKİNLİK yaparsa, onun azabı iki kat verilir. Bu Allah’a kolay gelir. 31 Sizlerden kim Allah’a ve peygamberine itaat eder ve faydalı iş yaparsa ona da ödülünü iki kat verir ve ona güzel bir rızık hazırlarız. 32 Ey Peygamber hanımları sizler diğer kadınlar gibi değilsiniz. Allah’tan korkuyorsanız, SÖZÜ CİLVE YAPARAK SÖYLEMEYİN Kİ kalbi bozuk olanlar kötü niyet beslemesin. Sözünüzü güzel bir tarzda söyleyin. 33 Evlerinizde oturun. Cahiliye de olduğu gibi AÇILIP SAÇILMAYIN. Namazı dosdoğru kılın. Zekâtı verin. Allah’a ve peygamberine itaat edin. Ey ev halkı, Allah sizden kötülüğü gidermek ve tertemiz yapmak istiyor. 34 Evlerinizde okunan Allah’ın ayetlerini ve hikmetini düşünün. Şüphesiz Allah’tan hiçbir şey gizli kalmaz ve her şeyden haberdardır. 35 Gerçekten inanan erkekler ve kadınlar, inanan erkekler ve kadınlar, itaat eden erkekler ve kadınlar, doğru sözlü erkekler ve kadınlar, sabırlı erkekler ve kadınlar, alçak gönüllü erkekler ve kadınlar, yardım eden erkekler ve kadınlar, iffetlerini koruyan erkekler ve kadınlar, Allah’ı çok anan erkekler ve kadınlar var ya işte Allah bunların hepsi için bağışlama ve büyük bir ödül hazırlamıştır.
66.5 Eğer sizi boşarsa onun Rabbi ona, sizin yerinize, Allah’a teslim olan, inanan, boyun eğen, tövbe eden, oruç tutan, dul ve bakire eşler verebilir.
33.4 Allah hiç kimsenin içine iki kalp yerleştirmemiş, zihar yemini ettiğiniz eşlerinizi de sizin ANNELERİNİZ kılmamış (58.2,3,4) ve evlatlıklarınızı da sizin ÖZ oğullarınız saymamıştır. Bunlar sizin dillerinizle söylediğiniz sözlerdir. Allah söyler ve doğru yola da O iletir. 5Evlatlıklarınızı öz babalarının adıyla çağırın. Bu, Allah katında daha doğrudur. Eğer onların babalarının kim olduğunu bilmiyorsanız, bilin ki, onlar sizin din kardeşleriniz ve dostlarınızdır. Bilmeyerek HATA İLE yaptıklarınızdan dolayı bir günah yoktur. Ancak BİLEREK yaptığınızdan dolayı günah vardır. Allah çok bağışlayıcı ve çok merhametlidir.36 Allah ve peygamberi bir işi emrettiğinde hiçbir inanmış erkek ve kadının o işte tercih hakkı yoktur. Kim Allah ve peygamberine karşı gelirse, kesinlikle bir yanlışa düşmüş olur. 37 Allah’ın kendisine nimet verdiği ve senin de kendisine yardım ettiğin kişiye “Eşinden ayrılma, Allah’tan dediği” anı hatırla. Oysa sen içinde Allah’ın açığa çıkaracağı bir şeyi gizliyor ve insanlardan çekiniyordun. Halbuki ALLAH KORKULMAYA DAHA LAYIKTIR. Müminlere, evlatlıkları eşlerinden ayrıldıklarında, onların boşanmış eşleriyle evlenmelerinde bir sıkıntı olmaması için Zeyd eşinden ilgisini tamamen kesip ayrılınca, onu sana NİKAHLADIK. Allah’ın emri kesinleşmiştir. 38 Allah’ın emrettiği bir şeyde Peygamberine hiçbir sıkıntı yoktur…
33.6 Peygamber inananlara kendi canlarından daha değerli ve daha yakındır. Eşleri de inananların ANNELERİDİR. Dostlarınıza yapacağınız özel bir iyilik dışında akrabalar da Allah’ın kitabında diğer inananlardan ve hicret edenlerden daha yakındır. Bu hüküm kitap da yazılıdır.40Muhammed sizin erkeklerinizden hiçbirisinin öz babası değildir. Fakat o, Allah’ın elçisi ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah her şeyi bilir.
33.50 Ey Peygamber, sana mihrlerini verdiğin EŞLERİNİ Allah’ın savaşta sana ganimet olarak verdiği CARİYELERİNİ, seninle beraber HİCRET EDEN amcanın halanın, dayının, ve teyzenin KIZLARINI HELAL kıldık. Eğer Peygamber, kendisiyle EVLENMEK isterse, kendisini MİHİRSİZ olarak peygambere BAĞIŞLAYAN herhangi bir mümin kadını da inananlara değil, SADECE SANA HELAL kıldık. Sana bir sıkıntı olmaması için, Biz eşleri ve cariyeleri hakkında onlara neleri farz kıldığımızı kesinlikle biliyoruz. Allah çok bağışlayıcı ve çok merhametlidir.51 Hanımlarından dilediğini yanında kalma SIRASINI ERTELER, dilediğini de ÖNE alabilirsin. SIRASINI ertelediklerinden ARZULADIKLARIN olursa onlara DÖNMENDE de sana bir MAHSUR yoktur. Böyle yapman onları MUTLU ETMEN, üzülmemelerini sağlaman ve kendilerine verdiklerinle hepsinin RAZI OLMALARI için daha uygundur. Allah sizin kalplerinizde olanı bilir. Allah her şeyi bilir ve son derece yumuşak davranır.52 Artık bundan başka kadınla EVLENMEK sana HELAL DEĞİLDİR. Güzellikleri seni BÜYÜLESE bile eşlerinden birisini BOŞAYIP başkasını ALMAK DA sana YASAKLANMIŞTIR. CARİYELERİN HARİÇ. Allah her şeyi gözetmektedir.
33.50’ de Peygamber’e (as) helal olan kadınlar sayılmaktadır. Bunlar: 1) Mihrini vererek evlendiği eşleri, 2) Savaş ganimeti olarak hissesine düşen kadınlar, -mülkü olan cariyeler.3)Mekke’den hicret eden hala, dayı ve teyze kızları 4) Kendisini mihrsiz olarak Peygambere hibe edenler, (bağışayan) Peygamber isterse bunlarla evlenebilir. (Diğer müminler, mihrsiz(MUTA NİKÂHI İLE) olarak evlenemezler.) 51’ de Peygamberin bundan sonra başka bir kadınla hiçbir şekilde evlenemeyeceği belirtilmiştir.
66 (Tahrîm) 1 Ey peygamber, eşlerini MEMNUN etmek arzusuyla niçin Allah’ın sana HELAL kıldığını kendine YASAKLIYORSUN 3 Hani bir vakit peygamber eşlerinden birine GİZLİCE bir SÖZ söylemişti. Eşi o SIRRI bildirdi, bir kısmını açıklamaktan kaçındı. Eşine SIRRI niye açıkladığını sorunca eşi;”Bunu sana kim HABER verdi” dedi. Peygamber de ”Her şeyi BİLEN ve her şeyden haberdar olan Allah bana HABER verdi, demişti.4 Eğer ikiniz PİŞMAN olup Allah’a tövbe ederseniz, Allah tövbelerinizi kabul eder. Çünkü kalpleriniz kaymıştır. Eğer ona karşı birbirinize DESTEK olursanız, bilin ki onun DOSTU Allah, Cebrail ve İYİ müminlerdir. Ayrıca melekler de onu desteklemektedir.
66.3 Hani bir vakitler Peygamber eşlerinden birine gizlice bir şey söylemişti. Eşi o sırrı başkasına söyleyince Allah bu durumu peygamberine açıkladı. Peygamber de bunun bir kısmını bildirdi bir kısmını da söylemekten kaçındı. Eşine sırrını niçin açıkladığını sorunca, eşi bunu sana kim haber verdi dedi. Peygamber de “her şeyi bilen ve her şeyden haberdar olan Allah bana haber verdi” dedi. 4 Eğer ikiniz de pişman olup Allah’a tövbe ederseniz, Allah tövbelerinizi kabul eder. Çünkü kalpleriniz kaymıştır. Eğer ona karşı birbirinize destek olursanız, bilin ki, O’nun dostu Allah, Cebrail ve İYİ MÜMİNLERDİR. Ayrıca Melekler de onu desteklemekte.
Peygamberimizin eşleri, ANNELERİMİZ
33.6 Peygamber inananlara kendi canlarından daha değerli ve yakındır. Eşleri de inananların ANNELERİDİR.
1) Hz. Hatice: Huveylid Kızı. İlk eşi olup onun sağlığında başka bir kadınla evlenmemiştir.
2) Hz. Ayşe: Hz. Ebebukir İbn Kuhafe Kızı. Ona karşı sevgisi evlendikten sonra doğmuştur.
3) Hz. Sevde: Zema Kızı
4) Hz. Zeynep: Cahş Kızı. Evlatlık geleneğini kırmak içindir. (33.37)*(33.4,5,37,38/12.21 Hz. Yusuf/28.9 Hz. Musa)C.7.sf. 248 Zey bin Harise
5) Hz. Ümmü Seleme(Hind): Ümeyye Kızı. Uhud şehidi Abdullah İbn Abdullah Esed’in dulu. Dört oğlu ile beraber resul’ün himayesine girdi.
6) Hz.Hafsa: Hz. Ömer İbn Hattab Kızı
7) Hz. Ümmü Habibe (Remle): Ebu Sufyan Kızı. Dini kurtarmak için Habeşiştan’ hicret edip burada ölen Ubeydullah ibn Cahş’ın eşi. Resul bu evlilikle İslam’ın azılı düşmanı olan babası EBU SUFYAN ile akraba oldu.
8) Hz. Cuveyriye: Haris İbn Ebi Dirar Kızı. 9) Hz. Safiye: Huveyy İbn Ahtab Kızı
10) Hz. Meymune: Haris İbn Hazn Kızı-33.50
11) Hz. Zeynep: Huzeyme Kızı.Uhud şehidi Ubeyde ibn el-Haris’in duludur.
12) Hz. Esma: Numan Kızı 13)Hz. *Amre: Yezid Kız
14) Ümeyye-Esma-Şurahil Kızı ile nikahlanmış zifafta elini uzatmış kadın hoşlanmayınca Peygamber de giydirilip gönderilmesini istemiştir. *Amre ise peygamber, on dört kadınla nikahlanmış olur. Vefat ettiğinde nikahlı dokuz eşi vardı.
15) Reyhane ve 16) Mariye odalığı idiler. Mariye İbrahim’i doğurmuştur.
17) Havle: Hakim Kızı. 18) Ümmü Şerik: Cabir Kızı 19) Ümmü Kulsüm: Ukbe İbn Ebi Muayt Kızı
İlk on biriyle evlenmiş, son ikisiyle sadece nikâhlamıştır, beraber olmadan boşanmıştır.
Kuran’ı Kerim Tefsiri C.2 Prof Dr. Süleyman Ateş Vatan Gazetesi Aralık 2003
SAHİH-İ BUHARİ C.11 Sf 342 Hz. Ayşe’den; Cevn kızı Ümeyme Resulullah’a nikâhlanıp gerdeğe konmuştu. Elçi yanına yaklaşınca Ümeyme:
-Senden Allah’a sığınırım, dedi. Nebi de.
-Ey Ümeyme sen şanı büyük Allah’a sığındın artık ailenin yanına git buyurdu.
343 Ebu Üseyd’den, Ümeyme Resululah’ın yanına konuldu. Yanında ebesi ve dadısı da bulunuyordu. Nebi (SAV).
-Nefsinizi bana bağışlayınız, diye taltifte bulundu. Ümeyme.
-Hiç melike bir kadın nefsini tebasına (uyruk) bağışlar mı?
Elçi kadının asabiyetini yatıştırmak için elini uzatıp başına koymak istediğinde Ümeyme.
-Senden Allah’a sığınırım dedi. Resul de
-Ey Ümeyme sen yüce bir makama sığındın, buyurdu. Sonra Resulullah, bizim yanımızdan çıktı. Ve bana:
344- Ey Eba Usyd, sen Ümeyme’ye razikiye(denilen beyaz ketenden kumaştan biçilmiş)iki kat elbise giydir ve ailesine götür” buyurdu. Her iki durumda da talak söz konusudur.
Rivayete göre Kinde emiri Peygamberle karabet (soyca yakınlık kurmak, akraba olmak) tesi etmek için dul kızı Ümeyme’yi Resul’e arz etti. O da muvafakat buyurdu. Esasen Hz: Hatice ve Hz. Ayşe dışında diğer bütün eşleri(annelerimi) hep böyle hatır hoşluğu ile Peygamber’in ailesi camiasına alınmıştır.
Hz. Ayşe ve Hz Hafsa annelerimiz gayrete gelerek Ümeyme’nin yanına giderek onun saçını tarayıp kınamışlardı. Sonra Hz. Ayşe, Ümeyme’ye: Resululah’ın yanına girdiğinde: Senden Allah’a sığınırım! Derse bu sözden memnun olur diye böyle söylemesini tenbih etti. O da böyle söyledi Nebi de aile nizamı üzerinde müteessir olmamak için Ümeyme’nin babasının yanına götürülmesini emreti.
Bu evliliklerin her birinin kendine has özellikleri vardır. 1) İlk evliliğini 25 yaşında iken 40 yaşındaki Hz. Hatice ile yapmıştır.2) Kadınlar özel durumlarını direk kendisine sorarak değil eşleri vasıtasıyla öğrenmişlerdir. (C.1. sf 127-İhtilam-gusül) 3) Mekke’nin ve Müslümanları ileri gelenleri ile akraba olmak için (Ebu Süfyan Sahrb. Harb kızı-Hz. Ümmü Habibe (ra)-Ümmü Seleme* Hind bint-i Ebi ümeyye el Mahzumiyye (ra) C.2.sf368) Hz. Ebu Bekir kızı-Hz.Ayşe, Hz. Ömer Kızı-Hz. Hafsa 4) Şehit dul ve yetimlerin maddi (yiyecek, giyecek ve barınmalarını sağlamak ve manevi (Peygamber eşi şerefini yaşamak- (33.6) başkalarının yan bakmasını önlemek) muhafaza altına almak. Hz. Zeynep, Huzeyme-kızı Uhut şehidi Ubeyde İbn el Haris’in dulu. Hz. Ümmü Seleme* dört oğlu ile beraber Umeye-kızı, Uhut şehidi Abdullah İbn Abdullah’ın dulu.5)Evlatlığın öz oğul olmadığının, köle ve efendisinin eşit olduğunun ispatı. Hz. Zeynep, Cahş-kızı (33.4.5,37,38)6)Ehli kitap kadınlarla evlenilebileceğinin ispatı. Hz. Mariye, oğlu İbrahim’in annesidir.(5.5)
1) Hz. HATİCE:
C.2. sf 279 Miraçta Cebrail ile kılınan ilk namaz Sabah namazıdır. Efendimize ilk iktida edendir.744 Elçiye ilk iman edendir. C:6:sf.451Haticetü’l-Kübra, Kasım, Tayyib, Tahir, Abdullah isimli dört oğlu ve Zeynep, Rukiye, Ümmü Gülsüm ve Fatımatü’z-Zehra isimli dört kız dünyaya getirmiştir. C.9. Sf.404 Hususiyeti erişilemeyecek derecede yüksek bir (şahika) zirvedir. Elçiyi ilk tasdik eden ve Nübüvvet-i Ahmediyye’nin ilk zamanlarında ve en müşkül anlarında yüksek ilmiyle, zeka ve iradesiyle teselli eden, sonra en yüksek servetini ve bütün şeref ve itibarını Müslümanlık uğruna ortaya koyan Hz. Hatice’dir. Bu cihetle Peygamberimiz –Hz. Ayşe’nin kadınlık gayretine rağmen- O’nun bu yüksek hatıralarını her vesile ile yad ederdi.(hatırlardı) Koyun kestiği zaman bir kısmını ayırıp “Bunları Hz. Hatice’nin arkadaşlarına veriniz” derdi.
C.9 Sf 29 Hz. Hatice, Huveylid İbn-i Esed İbn-i Abdi’l uzza İbn-i Kusayy’ın kızıdır. Hz. Hatice neseb olarak elçinin nesebi ile Kusay’da birleşir ki, Resulullah’ın kadınlarının neseben kendisine en yakın olanıdır. Elçinin Kusay soyundan evlendiği Hz. Hatice’den başka bir de Ümmü HABİBE vardır.
Cahiliye devrinde Hz. Hatice, Tahire (Temiz, pak) diye çağrılırdı. Validesi Fatıme bint-i Zaidedir. Siyer ulemasının cumhuruna göre, Elçi, Hz. Hatice ile evlendiğinde 25 yaşında idi.Hz. Hatice ise İbn-i Abdi’il- Berr’in bildirdiğine göre 40 yaşında bulunuyordu. Bu evlilik(izdivaç) hayatı 24 sene devam etmiştir. Hz. Hatice 64 yaş 6 aylıkken vefat etmiştir. Hicretten 3. 4 sene evvel öldüğüne dair rivayetler vardır. Ebu Talib’in vefatından üç gün sonra Ramazan ayında vefat edip, Hacun’a defnedildi. 30 Elçi: “Dünya kadınlarının hayırlısı Hz. Meryem’dir. İslam ümmetinin kadınlarının hayırlısı da Hz. Hatice’dir. Bazı alimlere göre faziletçe Hz. Hatice’yi Hz. Ayşe’ye tercih etmiştir.
2) Hz. Ayşe:
”Hz. Muhammed- Ali Hikmet Berki, Osman Keskioğlu 9. Baskı diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları No.67 Sf 136,137
Aynı yıl amcası Ebu Talip de vefat ettiği için bu yıla “Hüzün Yılı” denmiştir. Hz. Hatice, sevgisiyle, kalbinin rikkatiyle(İncelik, yufkalık, acıma) vefakârlığıyla, kadınlığın şefkatiyle; imanının kuvvetiyle, sadakat ve faziletiyle Hz. Muhammed’in en büyük desteği ve tesellisi idi. Elçiyi ilk tasdik eden o olmuştu. En buhranlı zamanlarında O’na teselli verirdi. Hakikaten Hz. Hatice, bir siyanet meleği gibi Elçi’nin ümidi idi. Hz Muhammed hayatında onun kadar hiçbir kimseyi sevmemişti…
Hz. Ayşe:”Hz. Hatice’yi görmediğim halde elçi’nin eşlerinden en fazla onu KISKANIRDIM. Elçi her zaman onu hatırlatır ve ondan bahsederdi. Bir gün bu yüzden Elçi’yi darıltmış, 0 da “Cenab-ı Hak benim kalbime onun muhabbetini vermiştir” diye cevap vermiştir. S. Buhari C.10 Sf 30,31 Hz. Ayşe: “Ben Nebinin (SAV) eşleri hakkında Hz. Hatice’ye karşı kıskançlığım derecesinde kıskanç değildim. Fakat nebi, onu benim yanımda çok anardı. Çok defa koyun keserdi, sonra da etini budunu parçalardı. Daha sonra da Hz. Hatice’nin sadık kadın dostlarına gönderirdi. Bazen ben de sabırsızlanarak:”Sanki yeryüzünde hiçbir kadın yok da sadece Hz. Hatice mi var?” derdim. O da Hz. Hatice için şöyle idi böyle idi deyip mahasisini (güzelliklerini, iyiliklerini)sayar ve ondan çocuklarım var” derdi.(R.Salihin C:I:Sf.375,376) Peygamberimizin Hz. Mariye’den doğan oğlu İbrahim’den başka bütün çocukları, Hz. Hatice’den dünyaya gelmiştir.
273 Hz. Ayşe: Nebi (SAV) Odam da birisi otururken içeri girdi. Bunu hoş görmediği simasından belli oldu. Ya Resululllah, bu benim sütkardeşimdir dedim O da Sütkardeşiniz kim olduğuna dikkat ediniz. Radâ ancak meceadandır(cömertlik ancak açlıktandır)buyurdu.
Mugire İbn-i Şube’den; Ensardan Beni Saide’nin reisi Sa’d İbn-i Ubade;”Eğer karımın yanında yabancı bir erkek görsem onu kılıcımın geniş yüzü ile değil, keskin tarafı ile vurur öldürürüm” demiştir. Resul-i Ekrem de: “Sa’d ibn-i Ubade’nin bu gayret ve hamiyetine(insanın ülkesini, aile ve yakınlarını koruma gayreti)taccüb mü ediyorsunuz(şaşıyorsunuz)? Şaşmayınız! Çünkü ben Sa’d’den dah kıskancım. Allah da benden daha kıskançtır.” Buyurmuştur.
Ukbe İbn-i Amir’den Nebi, bir hutbesinde: Ashabım, yanında mahremi bulunmadan kadınların yanlarına girmekten sakınınız. Ensardan birisi: Ya Resulullah! Ya erkek akrabasına ne dersiniz? Onlarla halvet ölümdür.
Nebi (SAV) Hıra dağında iken Cibril:”Ya Resulullah! İşte şu Hatice’dir; sana doğru geliyor. Yanında da bir kap var; içinde katık yahut taam,(yemek) yahut şerbet var. Hatice sana geldiğinde ona, Rabbi’nden ve benden selam söyle! Cennette inciden yapılmış bir sarayla müjdele ki, onun içinde Hatice’nin hoşlandığı gibi gürültü, patırtı yok ve çalışmak çabalamak da yok. S. Buhari C:9 Sf.32
Bir gün sesi Hz. Hatice’ye çok benzeyen kardeşi Hale, ziyaretine geldiği Elçi’yi ziyarete gelmiş ve huzuruna kabulü için izin istemişti. Onun sesini duyunca Hz. Hatice’yi hatırlamış ve onu anmıştı. Hz. Ayşe bu manzara karşısında müteessir olarak(hüzünlü, kederli) olarak: “Ölen ihtiyar bir kadını bu kadar hatırlamaktaki mana ne? Cenab-ı Hak sana daha iyi zevceler verdi, genç ve güzel” demişti. Elçi:”Hayır hakikat senin dediğin gibi değil. Herkes bana inanmadığı zaman, bana o inandı. Herkes müşrik iken o Müslümanlığı kabul etmişti. Benim yardımcım yokken o bana yardımcı oldu. S. Buhari C.10 Sf 33 (R.Salihin C.I sf 376)
Allah onu Mirac, Akabe Biatleri’nin ardından zor da olsa Hicretle taltif etmiştir. Çünkü o Mekke’den ayrılırken:”Ey Mekke, bütün dünyada en çok sevdiğim yer, senin topraklarındır. Fakat senin evlatların, beni senin duvarların arasında huzur içinde bırakmıyorlar!...” demiştir.Keskioğlu age Sf.182
Elçi bu iki yar ve yardımcısını koruyucusunu kaybedince çok hüzünlendi. Bu yetmiyormuş gibi müşrikler eza ve cefalarını arttırdılar. Ebu Talip O’nu öz evladı gibi sever ve korurdu. Şimdi Kureyş’in tasallutunu(rahatsız etmesini)def eden onun yerini tutacak birisi yoktu. Kureyş meydanı boş bulunca işkence ve taarruzlarını büsbütün arttırdılar. Hatta öyle ki sokakta gezerken bir habisin birisi, O’nun başına toprak atmıştı. Bu haliyle eve giden elçinin üstündeki başındaki toprağı kızı, Hz. Fatma ağlayarak temizlemişti.
Hz. AYŞE: C.8.sf.19
”Efendimizin eşleri iki gruba ayrılmıştı:.Ayşe, Hafsa, Safiye, Sevde II. Ümmü Seleme ve diğerleri. Bir kimse Peygamberimize hediye vermek istediği zaman; Hz. Ayşe’nin sırasını bekleyip onun odasında takdim ederlerdi. C.9 Sf 407 Bu sebeple Ümmü seleme, hizbi dedikoduya başladı da bunlar. Ona var Resul’e söyle halka ilan etsin. Bundan böyle kim Elçiye hediye vermek isterse kimin odası olursa olsun -Ayşe’nin sırasını beklemeden-beklemeden versin demişlerdi. Ümmü Seleme de bunu söyledi. Fakat Resulullah cevap vermedi. Hizbindeki hanımlar Ümmü Seleme’ye durumu sordular. O da “Elçi cevap vermedi” dedi. Bir daha söylesen dediler. O da sırası geldiğinde durumu tekrar aktardı. Fakat yine cevap vermedi. Elçi cevap verinceye kadar söylesen dediler. Nöbeti gelince yine söyledi. Bu defa Elçi: Sakın Ayşe hakkında söylenip de bana eza verme. Bana hiçbirinizin nöbetinde iken vahiy gelmez de yalnız Ayşe’nin odasında iken gelir buyurdu. Ümmü Seleme –Ben de ya Resulullah sana eza vermekten tövbe ederek Allah’a sığınırım dedi.
Ümmü Seleme hizbindeki (Takım, arkadaş grubu) kadınlar Elçinin kızı Hz. Fatma’ya müracaat ettiler ve Resul’e gönderip; -Ya Resulullah, Kadınların Hz. Ebu Bekir’in kızı Hz.Ayşe için senden adalet istiyorlar. (4.3) –Resul, Ey kızım benim sevdiğimi sen sevmez misin? –Evet severirm. –Öyle ise Hz. Ayşe’yi sen de sev. Hz. Fatıma durumu kadınlara bildirdi. Kadınlar tekrar gitmesini istediler. Hz. Fatma kabul etmedi. Bu defa Ümmü Seleme’nin hizbi Zeynep Bint-i Cahş’ı gönderdiler. O da yüksek sesle Ya Resulullah, kadınlar İbn-i Ebu Kuhafe’nin kızı hakkında senden adalet istiyorlar. Hz. Ayşe’ye taarruza kadar ileri gitti de sebbeyledi(sövdü). Nihayet Elçi Hz. Ayşe’ye bakmaya başladı.
Ravi Urva diyor ki: Hz. Ayşe de söze başlayıp Zeynep’e sözlerini reddetti. Ve binnetice iskat (sustu)eyledi. Bunu üzerine Resulün Hz. Ayşe’ye baktı: Ve Hz.. Ayşe, Hz. Ebu Bekir’in kızıdır.
24.11 O İFTİRAYI atanlar şüphesiz içinizden bir gruptur. Bu olayın hakkında bir kötülük olduğunu zannetmeyiniz. Tam aksine sizin için daha hayırlı olmuştur. Onlardan her biri işlediği suçun cezasını çekecektir. İçlerinden önderlik yapıp suçun büyüğünü üslenen kişiye ise, büyük bir azap vardır.12 Onu duyduğunuzda, inanan erkek ve kadınlar kendi kendilerine iyimserlik gösterip:”BU APAÇIK BİR İFTİRADIR” deselerdi ya! 13 İftira edenler dört şahit getirselerdi ya! Onlar bu şahitleri getirmeyeceği sürece, Allah katında YALANCIDIRLAR.14 Eğer Allah’ın dünyada ve ahrette üzerindeki lütuf ve acıması olmasaydı, içine daldığınız bu iftiradan dolayı başınıza kesinlikle büyük bir felaket getirdi. 15Çünkü siz bu olayı dillerinize dolayıp, hakkında herhangi bir bilginiz olmadığı halde aranızda yayıyordunuz ve onu basit bir hadise sayıyordunuz. Oysa bu Allah katında büyük bir olaydır. 16 Onu duyduğunuzda: “Bu konuda konuşmamız yakışık olmaz. Nasıl olur! Bu büyük bir İFTİRADIR” DESEYDİNİZ YA! 17Eğer inanmış kişilerdenseniz, Allah size bir daha öyle bir şeye asla dönmemenizi öğütler.
C.8 sf 32,73 İFTİRA Hz.Ayşe: Resul sefere çıkacağı zaman eşleri arasında kura çeker, ismi çıkanı yanında götürürdü. sf32 (Mustalık gazasına (C.7.sf.454) ben gitmiştim. Bu sefer hicap ayeti ((24.31/ 33.59) indikten sonra idi. Beni mahmil (İki kişinin oturabileceği şekilde deve üstüne konan sepet) içine yüklediler ve (konak yerinde) mahmil içinde indirildim. Dönüşte Medine’ye yaklaştığımızda (Bir konak yerinde idi. Gecenin bir kısmını orada geçirdi. Sonra) göç edilmesini bildirdi. Hareket emri verildiğinde ben kalkıp (kaza-i hacet için yalnız başıma)ordudan ayrılıp gittim. Dönüp rahileme (Yük hayvanı, kervan, yolcular sürüsü) geldim. Bir de göğsümü yokladım. Yemen’in göz boncuğundan (dizili) kılademin (gerdanlık) koptuğunu anladım. Dönüp gerdanlığımı aradım. Bu beni yoldan alıkoymuştu. (Ben seferdekiler bir ay meksetseler (Durma, dinlenme) benim devemi, benim mahmilimde bulunmadıkça sevk etmezler zannettim. Yolda bana yardım edenler mahmilimi deveme yükleyip götürmüşler. Onlar beni –kadınlar hafif olduğu için-ben de genç ve zayıf bir kadındım, mahfilimde zannetmişlerdi. Asker gittikten sonra ben kılademi buldum. Mahfilimiz bulunduğu yere geldim. Fark ederler de oraya gelirler diye düşündüm. Bu arada uyuya kaldım.
Askerin geride bıraktıklarını toplamakla görevli olan Safvan İbn-i Muaatal-ki beni kableli-i hicab- ve ekibi yanıma gelerek benim yanıma geldiler. Savfan “Biz Allah’ aitiz ve O’na döneceğiz” ayetini okudu. Ben de uyandım ve hemen feracemi büründüm. Savfan ayağını devesine bastı. Ben de deveye bindim. Savfan, rakib olduğum rahileyi (yük hayvanı) yedederek önde yürüdü. Nihayet kafile konak yerine indikten sonra öğle sıcağında askere yetiştik. Bu sırada (hakkımda iftira) ederek helak olan olmuştur. İftiraya (24.11-16) ibtida tesaddi aden Selul kadının oğlu Abdullh İbn-i Übey (münafıkların reisidir. SF.94 UHUT’TAKİ ki mağlubiyetin en önemli sebeplerinden birisi de bu kişinin İslam ordusunda ufak bir sarsıntı görmesi üzerine başında ki Hazreçlileri alıp Medine’ye DÖNMESİDİR.. C.4. 629 no.lu hadis) olmuş.
Medine’ye gelince ben bir ay hastalandım Meğer bu sırada halk arasında Ashab-ı İfk’in bühtanları dolaşıyormuş. Ben bunlardan habersizdim. Yalnız Resulden daha önceki hastalıklarımda gördüğüm ilgiyi göremiyordum. Yanıma giriyor, selam veriyor, adımı söylemeden “Hastanız nasıl?” diyordu. Nihayet nekahet dönemine girmiştim.
Bu gece Mistah’ın annesiyle kaza-i hacet için mahalimiz olan “Menası” tarafına çıktım.-evimizin yanına tuvalet yapılmadan önce olduğu için-Bu Arapların Beriye’deki tebeerüzüne, yahut nezahetine benziyordu. Ben bu Rühm’in kızı ve Mistah’ın anası(Selma) ile tuvalete yöneldiğimizde ayağı çarşafa takılıp düşmüştü. Beynel Arap felaket zamanında söylenen: “Düşmanın helak olsun” duası yerine Selma kadın: “Mistah helak olsun!” dedi.-Ne fena söyledi. Bedir’de bulunan bir kişiye sebbettin. –Hel şu saf tazeye! Ortada dönen bühtanları duymadın mı? Ehl-i İfk’in bühtanını anlattı. Artık hastalığımın üzerine bir hastalık daha yüklendi. Evime dönünce yanıma Nebi geldi. Ve: Hastalığınız nasıl? Diye sordu. –Ya Resulullah ebeveynime gitmek üzere bana izin veriniz! Dedim. Ben bu haberi ebeveynimle tahkik etmek istiyorum. Resul bana izin verdi
Annem’e (Ümm-i Ruman) Halk arasında dönen bu ne havadistir. –Ey kızım! Kendini üzme, sen nefsini ve sıhhatini düşün. Vallahi bir kadın, senin gibi hüsnü cemale malik ve zevcinin yanında sevimli olsun ve birçok ortakları bulunsun da aleyhinde dedi-kodu etmesinler pek nadirdir, dedi. Ben de. –Sübhanallah, halk böyle söz söylesin? Doğrusu taaccüb(şaşırıp kalma) olunur dedim.. O gece babamın evinde yattım. Sabaha kadar gözyaşı(m) dinmedi, gözüme uyku girmedi. Sonra sabaha ermiştim ki Resul Hz. Ali ve Üsame ibn-i Zeyd’i yanına çağırmıştı. Vahyin gecikmesini istişare etti. Üsame:- biz Hz. Ayşe hakkında hayırdan başka bir şey bilmeyiz. Hz. Ali de: -Ya Resul Allah sana dünyayı dar etmemiştir. Hz. AYŞE’DEN BAŞKA KADIN ÇOKTUR. Cariyesi Berrire’ye de sorunuz. O doğrusunu size söyler. Elçi, Berrire: Hayır ya Nebi görmedim. Siz hak peygamber olarak ba’seden (gönderen)Allah’a yemin ederim ki: Ben hanımımdan kat’a ayıp olarak sadır olmuşundan büyük bir şey görmedim. Hz. Ayşe küçük yaşta bir kadındı. Hamur yoğururken UYURDU da evin besi koyunu gelir, hamuru yerdi.
Elçi, bunun üzerine mescitte bir hutbe buyurdu. Bu bühtanı en evvel ortaya çıkaran Abdullah İbn-i Übey İbn-i Selul’den* naşi(ileri gelen, dolayı, ötürü, sebebiyle) söz söylemekte ma’zur (özürlü, özür olan) tutulmasını isteyerek: Ehlimden bana eza eden bir şahıs hakkında bana kim yardım eder de benim için ondan intikam alır? Vallahi ben, ehlim hakkında hayırdan başka bir şey bilmiş değilim. Bu müfteriler bir adamın da ismini ortaya kodular ki bu zat hakkında ben hayırdan başka bir şey bilmiyorum Bu (fazıl) kimse şimdiye kadar ehlimin yanına girmemiştir, ancak benimle beraber girmiştir.
Bunun üzerine (Evs kabilesinin reisi)Sad İbn-i Muaz ayağa kalkarak. Ya Resulullah! Vallahi ben size yardım edeceğim. Eğer bu (müzevver (uydurulmuş) sözü çıkaran) Evs’dense biz onun boynunu vururuz. Eğer Hazreç kardeşlerimizdense ne yapmak lazımsa, siz emredersiniz biz emrinizi yerne getiririz. Demiş. Bu defa da *Sa’d İbn-i Ubade ayağa kalkmış, Bu da Hazreç kabilesinin ulusu idi. Bu olaydan evvel Salih bir kimse idi. Fakat bu defa kabile hamiyet ve gayretiyle Sa’d İbn-i Muaz’a: Vallahi sen yalan söylüyorsun. Sen onu* öldüremezsin ve öldürmeye muktedir değilsin
Bu defa da (Eşheli ve Evsi) Üseyd İbn-i hudayr ayağa kalkarak *Sa’d İbn-i Ubade’ye karşı :Allah’ın beka ve ebediyetine yemin ederim ki, sen yalan söylüyorsun. Vallahi biz, elbette onu katladeriz. Sen muhakkak münafıksın ki, münafıklar hesabına bizimle mücedele ediyorsun. Bu suretle Evs ve Hazreç kabileleri ayaklanmıştır. Hatta bir birleriyle mukateleye-öldüresiyle-savaşmışlardır. Minberde bulunan Resul hemen inmiş. Bunları teskin edinceye kadar telkinde bulunmuş. Sükut etmiş.
Bana gelince: Ben o gün ağladım Ne gözüm yaşı dindi ne de gözüme uyku girdi. Sabahleyin anam ve babam yanıma geldiler. İki gece iki gün ağladım. Ağlamaktan yüreğim parçalanacak zannettim. Bir ara Ensardan bir kadın, ebeveynim yanımda iken izin istedi geldi. O da ağladı. Resul aniden içeri girdi. Dedikodunun başladığından beri yapmadığını yapıp yanıma oturdu. Bir ay intizar ettiği halde kendisine hakkımda bir şey vahyolunmamıştı. Elçi şahadet ederek (İfk’in bühtanına kinaye (dolaylı olarak)olarak dedi ki:
Ey Ayşe! Hakkında bana şöyle sözler erişti. Eğer sen bu isnatlardan beri isen yakında Allah, seni beri kılar. Yok eğer böyle bir günaha yaklaştınsa Allah’tan mağfiret dile ve tövbe et. Çünkü kul günahını itiraf ve sonra tövbe edince Allah ona af ile muamele buyurur, dedi. Gözyaşım kesildi. Babama ve anam: Elçiye benim tarafımdan cevap verin dedim.–Vallahi ne diyeceğimi bilmiyorum dediler.
Ben de küçük yaşta bir kadındım. Kuran’dan çok bir kısmını okumamıştım. Şöyle dedim: Vallahi ben biliri ki siz, halkın dedikodusunu işittiniz, nefsinizde büyütüp ona inandınız. Şimdi ben size “Berim” desem-Allah bilir ki, ben tamamen berim- benim bu sözümü tasdik etmezsiniz. Eğer bie işle itiraf etsem-Allah kati surette beri olduğumu biliyor-siz beni muhakkak tasdik edersiniz. Vallahi benim ve sizin için bir mesel bulamıyorum. Ancak Hz. Yusuf’un babası Hz. Yakup’u örnek buluyorum. Yusuf’un kardeşleri, Yusuf’un gömleği üzerine yalan bir kan lekesi getirdikleri zaman(12.18) Yakup oğullarına “12.18 hayır nefisleriniz size bir işi süslemiş, bir fitneye sevk etmiş; şimdi bana güzel bir şekilde sabretmek düşer. Sizin anlattıklarınıza karşı Allah’tan yardım isterim” dedi.
Ben bu sözü söyledim. Sonra yatağıma doğru yöneldim. Ben yalnız Allah’ın tebrie buyurmasını(Şüpheden kurtarma, temize çıkarma) umardım Lakin vallahi hakkımda okunur bir VAHİY inzal buyurmasını hiç zannetmezdim ve kendimi bana ait bir mesele için Kuran dili ile tekellüm olmaktan çok hakir addederdim. Fakat şunu muhakkak surette umardım ki Elçi uykusunda bir RÜYA görsün de Allah beni o rüya ile tebrie(şüpheden kurtarsın, temize çıkarsın) buyursun. Vallahi peygamber ve oradakilerden hiçbiri yerinden kalkmamıştı ve oradakilerden hiçbiri odadan çıkmamıştı. Nihayet peygambere vahiy İNZAL buyruldu. (24.11-18) (24.23 İffetli, habersiz, kadınlara zina iftirasında bulunanlar, dünya ve ahrette lanete uğramışlardır. Onlar için büyük bir azap vardır.) SF. 96 24.4,5 ”Hz Ayşe’nin beraati (Bir işle ilgisi olmadığının anlaşılması, ilgisiz çıkma) Kuran ile sabit olduğundan, bir kimse bundan şüphe ederse icma-i Müslim ile mürtede (dinden dönen) ve kâfir olur.
O’nu vahyin sıklet ve şiddetinden terlemek gibi asar-ı vahiy istilea etti.(yükseldi) Hatta ondan vahiy esnasında kış günleri bile inci tanesi gibi ter dökülürdü. Nebi, vahiy eseri zail olunca, o meseretinden (Sevinç) gülüyordu. Bana söylediği ilk söz şu oldu:
Ya Ayşe Allah’a hamd et. Allah seni (Ehl-i İfk’in isnadından)Kati surette beri kıldı. Bunun üzerine anam: Kızım kalk da Resulullah’a teşekkür et. –Hayır kalkmam. Yalnız Allah’a hamd ederim.
Babam, karabetinden dolayı infak etmekte olduğum(ehl-i İfk’ten)Mistah İbn-i Usase için: -Kızım Ayşe bu bühtanı tefevvüh ettikten(ağza alma, söyleme, dil uzatma) sonra vallahi ben de Mistah’a bir
Şey vermem! Diye yemin etti. (24.22 Sizden fazilet sahibi ve zengin kimseler, yakın akrabalara, fakirlere ve Allah yolunda hicret edenlere yardım etmeyeceklerine dair yemin etmesinler. Onların yaptıkları hataları affetsinler, onları cezalandırmasınlar. Sizler Allah’ın günahlarınızı bağışlamasını arzu etmez misiniz? Allah çok bağışlayıcı ve çok merhametlidir. ayeti inzal olunca: Hz. Ebu Bekir, Vallahi ben, Allah’ın beni mağfiret etmesini muhakkak severim dedi Mistah’ vere geldiği nafakayı vermeye rücu etti.
Resul’ün benim hakkındaki sorusuna, Zeynep Bint-i Cahş: Ya Resulullah! Ben kulağımı gözümü işitmediğim, görmediğim şeyden muhafaza ederim. Vallahi ben Hz. Ayşe hakkında hayırdan başka bir şey bilmem diye hüsnü şahadet etmiştir. Hz. Zeynep, peygamberin eşleri arasında hün-ü ani ve peygamberin nezdindeki(yan, göre) mevki itibariyle) bana rekabet eden bir kadındı. Allah onu vere’-ü takvası sebebiyle (Ehl-i İfk’e iştirakten muhafaza buyurdu.
Hz. Ayşe:
348, Elçi her sabah namazını kıldırdıktan sonra annelerimizin hücrelerine girip ziyaret ederlerdi. Hafsa bit-i Ömer’e bir tulum bal hediye edilmiş. O da ziyaretine geldiğinde kendisine bal şerbeti ikram edermiş. Bu yüzden burada BİRAZ EĞLENİP GEÇ ÇIKARMIŞ. Ayşe validemiz bu duruma hased ettiği için görevlendirdiği cariyesi Hıdıra’dan işin aslını öğrenmiş. Diğer analarımıza hücrelerine geldiğinde “SENDEN MAGAFİR-Urfut denilen Arabistan meşelerinin bal gibi tatlı, lakin nahoş rayihalı(koku) bir samgığıdır. (zamk)-KOKUSU GELİYOR” deyiniz haber gönderdi. Odama gelince burnumu tıkadım. -Ne oluyorsun? Deyince, -Sende magafir 349 Kokusu duyuyorum. -Yoksa yedin mi? “Hafsa bana bal şerbeti içirdi” buyurunca de demek o balın arıları Urfut otlamış” dedim. “vallahi bir daha ağzıma koymam” diye kasem buyurup bal şerbetini kendilerine yasak ettiler. (66.1)
C.11 Sf 362 Hz. Ayşe’den, Elçi, bal ve helvayı çok severdi. (66.1) Hz. Hafsa’nın odasında bal şerbeti içtiği için biraz fazla kalmıştı. 363 Hz.Sevde Ya Resulullah magafir zamkı mı yediniz? Demişti.
C.9. Sf 404 Hz. Ayşe’nin en mümtaz(başkasından ayrılan, özellik) hususiyeti ilmidir. Ulum-ı İslamiyeye hizmeti itibariyledir. Peygamberimizin ölümünden sonra Ashab-ı Kiram bir mesele hakkında tereddüt ettiklerinde ona müracaat ederek verdiği hük

Yorum yapın