Haber Detayı
21 Aralık 2020 - Pazartesi 13:43 Bu haber 4910 kez okundu
 
20 yıl sonra gelen tek taş
Aile Meclisi bu hafta, AK Parti Balıkesir Milletvekili Yavuz Subaşı ile eşi Zehra Subaşı’nın evlerine konuk oldu.
SİYASET Haberi
20 yıl sonra gelen tek taş

Aile Meclisi bu hafta, AK Parti Balıkesir Milletvekili Yavuz Subaşı ile eşi Zehra Subaşı’nın evlerine konuk oldu. Üniversitede arkadaşları aracılığıyla tanışan çift 1986 yılında da evlenmiş. Hilal Kevser, Hatice Kübra ve Sümeyye Reyyan isimlerinde üç kız evladı olan Subaşı çifti üç de torun sahibi. Tanışmaları, 20 yıl sonra gelen tek taş yüzüğün hikâyesi, çiftin tatlı atışmalarıyla keyifli bir sohbet oldu...


ÜNİVERSİTEDE TANIŞTIK

Kimdir Zehra Subaşı?

1963 Kayseri doğumluyum. Babamın öğretmenlik görevi nedeniyle ilkokul yıllarım Samsun, Ankara ve Kayseri’de geçti. Lise ve üniversite eğitimimi İstanbul’da tamamladım. Marmara Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü’nden mezun oldum. Eşimle de üniversitede tanıştık. Evlendikten sonra iki yıl çalıştım. Muhasebecilik ve anaokulunda idarecilik yaptım. O sırada, ilk kızımız Reyyan dünyaya geldi. Başörtü yasağının gündemde olduğu yıllardı. Hem çocuk hem de yasak nedeniyle sıkıntılar yaşamaktansa, çalışmamayı tercih ettim.

 Nasıl tanıştınız?

Zehra Subaşı: Ortak arkadaşlarımız aracılığıyla tanıştık. Beni Yavuz’a tavsiye etmişler, ‘Bir konuşun, anlaşırsınız’ demişler. Okulda birbirimizi öncesinde hiç görmemiştik. Arkadaşlarımızla birlikte bir pastanede buluştuk. Onlar bizi bırakıp gittiler. 22-23 yaşındayız; o gün her ikimiz de çok heyecanlıydık, gençlik işte.

 İlk buluşma heyecanı... Ne yemiştiniz o gün?

Zehra Subaşı: İnanın hatırlamıyorum, ufak tefek atıştırmalıklardı galiba.

Yavuz Subaşı: İstanbul Fatih’te Sedef Pastanesi vardı. Sütlü tatlı türünde bir şeyler yemiştik. Sütlaç, tavuk göğsü gibi şeydi. Epey heyecanlıydık gerçekten.

Neler konuştuğunuzu hatırlıyor musunuz peki?

Zehra Subaşı: Eşim ilk şunu söyledi: ‘Benim babam işçi.’ ‘Neden ilk bunu söyleme gereği hissettin’ diye sordum. ‘Biz mütevazi bir aileyiz şurada oturuyoruz, şöyle bir yaşantımız var’ diye anlatmaya başladı.

Yavuz Subaşı: Eşim Bahçelievler’de oturuyordu, Biz Gaziosmanpaşa’da. Bahçelievler ile Gaziosmanpaşa arasında hayat standartları biraz farklıydı. Beklentiler büyük olmasın, hayal kırıklığı yaşanmasın diye, peşinen konuşmak istedim sanırım. 

Zehra Subaşı: Yine tanıştığımız gün, ‘Vermezseler ne olacak’ demişti. Sorusuna hiç cevap vermedim, fazla yüz vermemek için. Eve gidince konuyu babama açtım, ‘Çok iyi tanımıyorum baba. Arkadaşlarım güzel bahsediyor Yavuz’dan. Ama sen istersen işyerine git, sor soruştur’ dedim. Bir yönüyle de görücü usulü anlayacağınız. Babam sanırım ertesi gündü Yavuz’un işyerine gitti. Oradakiler de çok methetmişler. Arkadaşlarım söylüyorlardı ama daha yakından tanıdık. Birkaç kez daha görüştük evlenme teklifi etti. ‘Evlilik düşünüyorum’ dedi, o kadarını söyleyebilirim (Gülüyor). ‘Aileler devreye girsin, tanışsın’ dedi. Aileler tanıştı, kısmetmiş. 22 Haziran 1986 yılında evlendik.

Kızlarınız evlenirken zorlandınız mı?

Zehra Subaşı: Tanışma ve istemede eşim biraz gerildi, aileler karşı çıkarsa diye.

Yavuz Subaşı: Kendi evliliğim sırasında yaşadığım telaşa ve gerginliğe rağmen, kız evlat evlendirmek zormuş.

 

 

 

 

20 YIL SONRA GELEN TEKTAŞ

Eşinin arada sürprizler yaptığını anlatan Zehra Hanım, “Evlilikten 20 yıl sonra tek taş aldı. Arada söylüyordum, ‘Düğünümüzde takılmamıştı, alyansım vardı. Televizyonda reklam falan çıkınca söylenirdim. 20. evlilik yıldönümümüzde aldı geldi yüzüğü” diyor. “Benim serçe parmağım eşimin yüzük parmağına denk gelir. Ölçmüştüm. Muhasebeci olunca hesap kitabı iyi yaparım. Geç de olsa taktık yüzüğü” diyen Yavuz Bey arada sırada çiçek de aldığını anlatıyor.

Pastanedeki buluşmada İlk sözü ‘Benim babam işçi’ oldu


TEKLİF GELİRSE ŞAŞIRMAYIZ

Tanıştığınız gün “İşçi çocuğuyum” diyen eşiniz siyasete merakından da bahsetmiş miydi?

Zehra Subaşı: Tabii ki söylemedi. Gözüm korkardı diye taktiksel bir tercih sanırım (Gülüyor). Daha evliliğimizin ilk yıllarında anladım. Eşim sürekli partideydi. Geç gelmelerine alışmıştım. Zor zamanlardı ama biz de bayanlar toplanıyorduk. Kadın Kolları’nda ben de çalıştım; siyasetin içinde olmayı seviyordum, takip ediyordum. İlçe başkanlığı sürpriz oldu. Beklemiyordum. Sürekli telefonlar geliyor. Hatta ben tam o sırada balkonu yıkıyordum. Suyu açık bırakmışım, aşağıyı su basmış, telefonlarla konuşurken. O derece bir heyecandı.

Yavuz Subaşı: İstanbul Gaziosmanpaşa’da ilçe başkanlığı yaptım. Halen evimiz orada. 2001 yılında AK Parti’nin kurucu ilçe başkanıyım. Sayın Cumhurbaşkanımızla (Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan) tanışmam 1984 yılına kadar gider, çok eskidir. Değişik kademelerde, İstanbul’da Refah Partisi’nde, Fazilet Partisi’nde aynı gelenekten, çizgiden geliyoruz beyefendiyle. İlçe başkanlığını beklemiyordum. ‘Gaziosmanpaşa ilçe başkanı oluyorsun’ deyince baş göz üstüne dedik. Beklemediğim anda ilçe başkanı oldum.

 

 

 

Sizi de siyasette görür müyüz?

Zehra Subaşı: Bilmiyorum. Tayyip Bey ikiniz beraber çalışacaksınız Balıkesir’de demişti. Henüz tam yapamadık, korona gündeme geldi. Birçok programa birlikte gitmeye gayret ediyoruz. Zorlandığım günler elbette oldu. Yavuz hep yoğundu ama en yorucu dönem milletvekilliği oldu. Ankara, İstanbul ve Balıkesir arasında mekik dokuyoruz. Eşine ayak uydur, valiz topla boşalt, ‘bugün gidiyoruz, ‘Yok iptal oldu’ gibi ani program değişiklikleri. Uzun vadeli program yapamıyoruz. Hızlı hareket ediyoruz.

Yavuz Subaşı: Cumhurbaşkanımız hanımlara pozitif ayrımcılık tanıyor. Eşimin kültürü de donanımı da kadın kollarındaki siyaset tecrübesi de... Teklif gelirse şaşırmayız yani (Gülüyor).

 

ÜÇ ÇOCUĞUMUN DOĞUMUNDA DA EŞİMİN YANINDA DEĞİLDİM

Yavuz Subaşı: Ben üç çocuğumun doğumunda da eşimin yanında değildim. Şimdi zaman zaman birşey olsa gündeme gelir. ‘Doğuma gidiyoruz ne olacağı belli değil sen yoktun’ der. Birinde komşular götürdü, birinde enişte, birinde de ben hastaneye bıraktım. Bir program vardı sanırım, ‘Tamam, siz bakın, nasılsa hastanedesiniz’ dedim partiye gittim. Hakkını ödemede zorlanacağız eşimin. ‘Hakkımı helal etmiyorum’ dediği anda inancımıza göre sıkıntı yaşayacağız, yandık yani.

 

SÖYLENİYORUM ELBETTE

Ben olsam bu durumda ömrüm boyunca söylenirim.

Yavuz Subaşı: Konuşuyor zaten, es geçtiği hiç olmadı (Gülüyor).

Zehra Subaşı: Arada böyle beni kızdırdığı zaman konuşuyorum, söyleniyorum. Biraz da korktu sanırım, doğumun zorluğunu hissetmek, yaşamak istemedi. Kaçış gibi.

Birbirinizi anlatır mısınız?

Zehra Subaşı: Çalışkan, düzgün, güvenilir, değerlerine sadık, arkadaşlarına, akrabalarına, daha da önemlisi ailesine değer veren biridir. Dağınık değildir, derli topludur. İlk zamanlar çok sinirliydi. Terör estiriyordu resmen.

 

Yavuz Subaşı: Terör değil de... Cumhurbaşkanımız duyar da sonra bizi fırçalar (Gülüyor).

 

Zehra Subaşı: Bir yere gideceğiz mesela, bir düğmesi kopuk, kıyamet kopuyordu. 10 senedir falan elhamdülillah oturdu, sakinleşti.

 

MÜKEMMEL OLAMADIK

Yavuz Subaşı: Eşim bana her konuda yardımcı oldu, kahrımızı çekti. İlçe başkanlığı, belediye başkan yardımcılığı yaptım. Aileden kopukluk oluyor. İyi bir eş miyim, ‘belki’ diyebilirim ama mükemmel olamadık. Evi, aileyi çok ihmal ettik.

Pastanedeki buluşmada İlk sözü ‘Benim babam işçi’ oldu


ÜTÜ ŞARTI!

YAVUZ Subaşı milletvekili seçilince eşi ütü için kuru temizleme şartı koşmuş. Zehra Hanım “Bilhassa milletvekili seçilince tavrımı koydum ütü beni gerçekten zorluyordu” diyor. Hatta iş başa düşünce Yavuz Subaşı geçermiş ütü masasının başına kendi ütüsünü yaparmış. “Gömlek ütülerken ilk nereden başlanır? Ben yaka diye biliyorum” diyorum, röportajımızın hemen sonrasında İstanbul’a gidecek olan Yavuz Bey yolda giyeceği gömleğini, ütü masasını alıp geliyor ve püf noktasını uygulamaları anlatıyor: “Ben omuzlardan başlarım. Daha sonra önler, arka, en son yaka. İkiye katlar yakayı en son yaparım tamamen dik durması için. Gömlek neyse de pantolondan hiç hoşlanmıyorum. Çift ütü, çift çizgi olursa sıkıntı.” “Hayat müşterek” diyen Yavuz Subaşı’nın ev süpürdüğü de olurmuş yemek yaptığı da. Zehra Subaşı, eşinin zeytinyağlı yaprak sarması sardığı anlatıyor: “İncecik sarmıştı. Eli yatkın.”

 

ALIŞVERİŞ YERİNE GEZERİZ

SUBAŞI ailesinin en büyük keyiflerinden birisi de gezmekmiş. Avusturya, İngiltere, Fransa, Güney Afrika gibi birçok ülkeyi gezip şahane anılar biriktirmişler. “Eve onu alalım, üstümüze başımıza bunu alalım yerine gezmeyi tercih ederiz” diyen Yavuz Subaşı 10 gün süren Karadeniz gezilerini keyifle anlatıyor: “2005-2006’lı yıllarda, Ankara’dan bastık Artvin’e gittik. Her gün bir şehirde kala kala Bartın’a geldik. Karadeniz’i tamamen gezdik 10 günde. Bir gün Artvin, sonra Ordu, Rize, Trabzon, Samsun, Zongulduk... İstanbul’a Ankara’dan tek başıma gidersem üç saatte gidiyorum ama ailecek gidiyorsak 7-8 saatte gideriz Abant, Yedigöller, oradan çıkıyoruz buradan gidiyoruz.”

Kaynak: Editör:
Etiketler: 20, yıl, sonra, gelen, tek, taş,
Yorumlar
Haber Yazılımı